Kerem 4 yaşında…

Tam 4 yıl olmuş. Karnımdan çıkarıldığını gördüğüm, birkaç saniye koklayabildiğim bebeğimi yoğun bakıma bırakalı. Sabah akşam beşer dakika, camların arkasından görebildiğim bebeğin benim olduğuna inanmakta zorlandığım günler geçireli. “Bebek Güneş”i görebilmek için yoğun bakıma girerken ellerime, kollarıma sürdüğüm dezenfektan kokusu, hastane tipi süt sağma makinesinin sesi beynime mıhlanalı. İlk kucağıma alacağım günü beklemeye başlayalı. “Bu kadar zor, bu kadar korku dolu olmasını beklemiyordum” diye ağlamaya başlayalı.

Üç yıl olmuş. Zorla, mahalle baskısıyla yaptırdığım doğum günü partisinde hüngür hüngür ağlayalı. Bana hiç ilgi göstermeyen bebeğimin neden beni sevmiyor olabileceği konusunda endişelere gark olalı. Tam o dönem hasta olmasına bin bir türlü anlam yükleyeli.

İki yıl olmuş. “Hala neden konuşmuyor, işaret etmiyor, kimseye ilgi göstermiyor, neden acaba?” diyeli. İkinci korku dalgası başlayalı. Hiç tanımadığım bir psikoloğa gidip “kormaktan yoruldum, ne olur sadece dinleyin” diye hüngür hüngür ağlayalı. Yine hasta olduğu bir doğum günü kutlayalı.

Bir yıl olmuş. “Çok şükür, tünelin ucundaki ışığı gördük” diyeli. Farkında olduğu, ama yine, yeniden hasta olduğu için tadını çıkaramadığı doğum günü partisini yapalı. “Kreşte de doğum günü partisi yapalım” baskılarına “hayır, hazır değilim” diye direneli.

Veee….

Kerem artık 4 yaşında. Okulda ona doğum günü partisi yaptık. İlk defa sınıfını süslemek için süs-püs alışverişi yaptım. Aldığım her şeyin üzerinde bir kaç damla mutluluk yaşı. Pastalar, börekler aldık. Ne kadar büyük bir mutlulukmuş meğer. Masanın başına oturttular doğum günü çocuğunu, bizi sınıfa aldılar sonra. Bizi görünce yüzündeki sevinci bir ömür unutmayacağım. O da farkındaydı sanırım o günün benim için öneminin. Hem, hasta da değildi:) Sevinçten arkadaşlarının her hareketini “çok komik di mi anneee” diye bana tastikletmeye çalıştı. Danslar etti, arkadaşlarına, öğretmenlerine, bizlere sarıldı. Partisinin tadını çıkardı:)

Bir an ayağa kalktı ve dedi ki: “Arkadaşlar, bu hepimizin doğum günü!” Allah’ım, bu güzel yürekli çocuğu hakedecek ne yaptık biz? Evet biliyorum, her anne baba çocuğunu çok sever, her anne baba çocuğuna hayrandır. Ama ben, yaşadıklarına rağmen hayatla bu kadar barışık, bu kadar uyumlu, bu kadar herkesi, herşeyi olduğu gibi kabullenen bir çocuk olmasına duyduğum hayranlığı gizleyemiyorum, elimde değil.

Hep böyle güzel bir hayatın olsun canım oğlum. Bir daha kopmayalım, ayrılmayalım. Gözlerimizdeki yaşlar hep sevinçten olsun. Sınavlarımızı vermiş, geçer not almış olalım. Yaşadıklarımız bize ders, gelecekteki hayatlarımız için bize güzellikler katan tecrübeler olsun.

Nice yılların, nice yaşların olsun. Bu dünyaya, bu aileye geldiğin için hep mutlu ol. Sana layık bir anne baba olabilmemiz için bize yol göster o küçük, bilge kalbinle. “Evlat en aziz misafirdir” deniyor ya, misafirliğin hiç bitmesin. Kalplerindeki en güzel odayı sonsuza kadar sana ayırmış olan bu anne ve babanla hep mutlu ol, mutlu yaşa.

Seni çok ama çok seviyoruz.

Annen ve Baban.

Yorum Yok

  • Reply MUTLUKEDİLER 15 Ocak 2016 at 9:04 pm

    Daha GÜZEL, daha duygulu anlatilamazdi..huzunlendim, duygulandim, ucunuzle de gururlandim…Keremim gercekten cok ama cok ÖZEL bir CAN…..uzuuunnn, saglikli, sevgilerle bezeli bir yasami olsun dilerim….

  • Yorum Yaz