Yetti gari bu duyulmamış isim saplantısı! (ÇEVİRİ)

Ay, biliyorum bu ara çok çeviri yaptım ama çok güzel yazılar geliyor önüme, ben yazmış olsaydım keşke diyorum..

Bir de, biraz mizah istiyor bünye galiba, ülkede olan bitenin üstüne böyle hafif, komik bir şeyler okumak -ve yazmak- istiyorum.

Neyse, konuya geleyim.

Çocuğunuza isim koyarken kriterleriniz nedir? Kulağa hoş gelsin, anlamı güzel olsun, kolay anlaşılsın değil mi? Yok, değil. Bir kere Türkçe karakter olmamalı, zira internette sıkıntı oluyor -ki, haksiz değil-. Bir de zinhar duyulmamış, bilinmemiş bir isim olmalı. Niye? İşte eyle.

Bir ismin değişik olması güzel elbette. Sınıfında 5 kişiyle adaş olmamak, (Benim adım Selin, değişik bir isim değil mi? Lisede 18 kişilik sınıfta 3 Selin idik:D) isim benzerliği nedeniyle başkalarıyla karıştırılmamak, (Mesela benim zevcin adını  google’da arattığımda 147.000 sonuç çıkıyor) iyi tabii ki. Lakin tek kriterin bu olması ve sırf kulağa değişik geliyor diye anlamsız isimler koymak (anlamsız değil bi’kere, o cennette yenen ilk hurmanın çekirdeğinden oluşan ağacın yapraklarını yiyen ineğin tezeği demek, biliyorum, netten gördüm:D) kusura bakmayın ama, anlam veremediğim bir şey.

Bir de, şu diyaloğu resmen yaşamıştım zamanında:

– Ay, erkek mi? Ne isim koyacaksın?
– Kerem düşünüyoruz.
– Hmmm, güzel isim aslında, zamansız (o ne demek, pardon?) ama ben böyle daha değişik bir isim düşünüyorum kendi oğluma (o yeni gebe idi)
– Ne gibi?
– Mesela Poyraz ya da Çınar olabilir.

Olayı anladınız sanıyorum:) Bizim mahdumun çevresinde kaç tane Poyraz, Çınar, Kuzey, Doruk olduğunu söylemeyeyim isterseniz, siz biliyorsunuzdur zaten. Yoksa bu isimlere itirazım yok, çok güzel isimler. İtirazım, “değişik isim” olarak görülmelerinde, belki 20 yıl önce öyleydiler ama artık değiller çünkü.

Neyse, tüm bunlar bu yazıyı okurken aklıma geldi. Bu sorun beynelmilel imiş meğer.

Oğlum doğduktan sadece birkaç gün sonra, millet özürler dilemeye başladı: “Bu isimde tanıdığım üç erkek çocuğu daha var”. Sanki kara haber veriyordu mübarek.

Benden el-cevap: Biliyorum! Çünkü bu gerçek bir insan evladı ismi, on yıllardır konur, benim uydurmam değil. Ünlü bir kitapta ve şarkıda geçiyor, başka bir çok kişi bulmuştur bu ismi. Aslında benim de bu ismi seçmemdeki sebep, geçmişte bu ismi taşıyan çocukları sevmiş olmam. Neden herkes çocuğumun isminin az rastlanır olmaması berbat bir şeymiş gibi davranıyor?

Ebeveynlerde çocuk isimlerinin duyulmadık, bilinmedik olmasıyla ilgili bir kriz hali mevcut. Nameberry kurucusu ve editör Pamela Redmond Satran’a göre, Amerika’da 1970 yılında sadece 14.773 farklı isim varmış. 2014 yılında ise bu sayı 33.044’e çıkmış. Satran, duyulmamış isim akımını şu şekilde yorumluyor: “Herkes, adının özel olmasını ister”

Ama çok da özel olmasın. Geçenlerde, çocuğu olmayan bir arkadaşım her yıl bebek adları sözlüğüne baktığını ve sevdiği bebek adlarının ilk 10’da olmadığını görünce rahatladığını söylemişti. “Uydurma bir isim istemiyorum, ama herkesle de adaş olmasın.”

Kızıma hamileyken, sık sık bebek adları mesaj forumlarına bakardım. Orada insanlar bebek adlarının ne kadar popüler olduğunu, sınıfında başka bir çocukla adaş olma olasılığının ne olduğunu hesaplamaya çalışırlardı. Çocuğun adının değişik olması, ama çok da değişik olmaması karışık bir olasılık hesabı gibiydi.

Ve bunu anladım sanıyorum. Benim adım Elizabeth, kısaca Liz derler. 6. sınıftayken, bu kadar yaygın bir isme sahip olmaktan çok sıkılmış ve kısa adımın yazılışını Lyz olarak değiştirmiştim. Bu ergenlik kararımdan bir daha kaçamadım, ve adım öyle kaldı.

Bir keresinde, Mercedes adında bir kadınla tanışmıştım. 40’lı yaşlardaydı ve ona adıyla ilgili ne düşündüğünü sordum. “Artık oldukça yaygın bir isim bu, ama ben çocukken hiç adaşım olmaması hoş bir duygu değildi. Genellikle, çocukların tek ihtiyaçları ait olmaktır.”

Çocuğa farklı ad koyma mücadelesi bizim, çocuklarımızı benzersiz kar taneleri yapma hayallerimizden kaynaklanıyor. Zamanında popüler olmuş ya da geleneksel bir ismi taşımanın hiç bir sakıncası yok. Jessica adında bir arkadaşım, başka Jessica’larla tanışmayı seviyor. Diyor ki: “Hepimiz 80ler bebeğiyiz. Genellikle beyaz, orta sınıf, benzer şekilde yetiştirilmiş. Bir kabile gibiyiz.”

Ben de, tarihte ve edebiyatta ismimi görmeyi çok seviyorum. Uzun zaman içinde, gelmiş geçmiş Elizabeth’lerden -kraliçeler, yazarlar, Elizabeth Benneth gibi edebi karakterler, Amerika’nın ilk kadın doktoru Elizabeth Blackwell gibi önemli kişiler- biri olmaktan mutluyum.

Herkesin çocuğuna istediği adı koyma hakkını sonuna kadar savunuyorum. Ama bu farklı ad arayışını yanlış buluyorum. Çocuklarımız bizim için özeldir ama dünya için onlar sadece herhangi bir çocuk, herhangi bir insan, insanlığın herhangi bir parçasıdır. ve bu gayet normaldir. Herkes için her zaman özel olamazsınız ve bu, gerçekçi bir beklenti olamaz.

Çocuğumun adaşlardan oluşan bir topluluğun parçası olmasının bence hiç bir sakıncası yok. Ben onu, üzerinde adının yazdığı bir sancakla, bir ordunun üyesi olarak hayal ediyorum. Çünkü tek olmak yorucudur ve gereğinden fazla fazla değer atfedilmektedir.

4 Yorum

  • Reply Araflı Şehrazad 28 Aralık 2015 at 7:43 am

    Ad(lar)ıyla yaşasın kızınız. Bence de istediği ismini kullanır, rahat eder. Sevgiler.

  • Reply Siyah Anne 25 Aralık 2015 at 11:47 pm

    Bende kızımın hem gençlik hemde ileriki dönemlerinde kullanabileceği bir isim olsun istemiştim bu yüzden iki isim koymaya karar verdik. Zehra Nil oldu kızımın adı ve istediğini rahatlıkla kullanabilir diye düşünüyorum.

  • Reply Araflı Şehrazad 25 Aralık 2015 at 11:38 am

    Kesinlikle katılıyorum. Düşünsenize, "Selin Nine" :)))
    Geleneksel isimleri ben de sempatik buluyorum. Bizim çocukluğumuzun isimlerini de (Aykut, Onur, Kerem, Emre, Aslı, İpek, Didem, Ece…) seviyorum.

  • Reply Ayşa (Ayşe Nur) 25 Aralık 2015 at 10:54 am

    Geçen aynı şeyi ben düşündüm. İsim hafızası zayıf biri olarak iyiki ilkokul ya da anaokulunda öğretmen olmayı seçmemişim. Zira o kadar farklı ismi mümkünatı yok hatırlayamazdım. Yeni nesil öğretmenlere üzülüyorum o açıdan.

    Çocukken ilk adım olan Ayşe'yi sıkıcı bulsam da olgunlaştıkça daha da sever oldum Ayşe'yi. İsim koyarken bir de o çocuğun ilerde olgun hatta çok çok ilerisi yaşlılık dönemini de hesaba katmalı diye düşünüyorum. Berk'den dede, Pelin'den nine nasıl olacak merak içerisindeyim. Ayşe olsun, Zeynep olsun. Varsın bilindik, bizim olsun kafasındayım. Böylesi daha sempati uyandırıyor bende. :)

  • Yorum Yaz