Belirtilere göre uygun otizm terapisini seçmek (ÇEVİRİ)

Bir çeviri ile daha buradayım, bu seferki çeviriyi, söylemeye çalışıp uzmanlığım yetmediği için toparlayamadığım bir konuda derli toplu bilgi verdiği için seçtim.

Çevirim yine biraz “fallik” olmuş olabilir, tercüman olmadığımdan daha farklısı elimden gelmiyor. Bir de, reklam olabilecek ifadeleri yazımda çevirmedim.

Yazının orijinali için buyurunuz.

Çocuğunuzun gösterdiği belirtiler, size onun için en verimli olacak terapiyi seçmede yol gösterebilir.

Çocuğunuz “Otizm Spektrum Bozukluğu” tanısını ilk aldığında, dünya üzerinizde tepiniyor zannedebilirsiniz. Terapi için çok fazla seçenek vardır; çocuğunuz ve sizin için en doğru yolu seçmek zor olabilir. Bu yazıyı okuduğunuza göre, büyük ihtimalle ABA(Uygulamalı Davranış Analizi) ya da VB(Sözel Davranış) programlarını araştırıyorsunuzdur, ya da en azından seçeneklerinizi görmeye çalışıyorsunuzdur.

Tüm davranış tabanlı otizm yaklaşımlarının birbirinden farklı olduğunu akılda tutmak gerekir. Tüm çocuklar otizmin belirtilerini farklı alanlarda ve farklı yoğunluklarda yaşadıkları için, hangi yaklaşımın çocuğunuz için en iyisi olacağına tüm yaklaşımlar tek tek incelenerek karar verilmelidir. Çocuğunuzunun otizm  belirtileri konuşmama ya da ağır konuşma geriliği konularında yoğunlaşıyorsa, yoğun davranışsal müdahale, iletişim ve konuşma-dil bozukluklarına yoğunlaşan bir eğitim programı uygun bir seçenek olur.

Aşağıda, erken yoğun eğitim programı seçiminde göz önünde bulundurulması gereken unsurların bir kısmı listelenmiştir:

  • Yoğunluk : Çocuğunuzun otizmi yaşama şekline büyük ölçüde bağlı olmakla birlikte, araştırmalar gösteriyor ki haftada 25-40 saat eğitim çocuğunuz için ideal olacaktır. Bu özelikle eğitime ilk başlanan zamanlarda çok önemlidir. Bazı ebeveynler; 2-3 yaş çocuğu için haftada 25-40 saat eğitimin çok fazla olmasıyla ilgili endişe taşırlar. Bu mantıklı bir endişedir, ancak bu saatlerde eğitim almıyor oluşları daha endişe verici sonuçlara yol açabilir. Otizm belirtisi taşıyan çocuklarda erken müdahale son derece önemlidir. Çocukların günün büyük bir bölümünde iletişim, dil ve oyun becerileri öğreniyor olmaları gerekir. Otizm spektrumundaki çocuklarda, bu öğrenme doğal olarak gerçekleşemez. Aksi durumda, zaten bu yazıyı okuyor olmazdınız. Çocuğunuzun, ihtiyaç duyduğu becerileri verimli bir şekilde kullanmayı öğrenebilmesi için iyi eğitim almış profesyonel eğitmenlerin özel eğitim teknikleri kullanmaları gerekir. Bunun gerçekten başka bir yolu yoktur.
  • Mekan : Çocuğunuza ABA ya da VB eğitimi aldırma kararı verdiğinizde, eğitimin evde mi yoksa bir merkezde mi olmasının uygun olacağına karar vermeniz gerekir. Hangisinin daha uygun olacağına karar vermek için her ikisinin de avantaj ve dezavantajlarını, çocuğunuzun otizm derecesi ve semptomlarını göz önünde bulundurmanız gerekir.

    Eğitimin evde olmasının avantajı, eğitim merkezine gidiş-geliş eforunu sarf etmemek olacaktır. Her şey evinizin konforu içinde yapılandırılmıştır. Eğitimde neler olduğunu görebilir/duyabilirsiniz. Çocuğunuzun terapistini, eğitim merkezinde mümkün olandan daha iyi bir şekilde tanıma şansınız olur. Dezavantajı ise eviniz sürekli birilerinin girip çıktığı bir terapi merkezi haline gelir. Bu aile için birlikte yaşaması zor bir durum olabilir. Ayrıca tüm terapi malzemelerini satın almak da aile için külfetli olacaktır.

    Diğer taraftan, eğitim merkezinde çocuğunuza uygun materyaller sunulur. İlgilerini çekmek için sürekli yeni oyun ve materyaller gelecektir. Eğer çocuğunuz farklı otizm semptomlarını birlikte gösteriyorsa, gün içinde aynı lokasyonda farklı terapiler (dil, duyu bütünleme vs.) alma şansına sahip olabilir.

    Merkezde çalışanların, yaklaşımlarının ve eğitimlerinin sabit olması da merkezde eğitim almasının başka bir avantajıdır. Deneyimli ve denetleyici profesyoneller, çocuğunuzla çalışan davranış terapistlerine yardımcı olmak için her zaman görev başındadır. Bu farklı otizm semptomlarıyla ve eğitim sırasında çıkabilecek sorunlarla mücadele etmede çok yardımcı olur. Farklı dallarda uzmanların aynı mekanda olmaları, çalışanların sürekli ve düzenli  bir şekilde gözetim ve eğitim altında olabilmelerini sağlar.

    Merkezlerde, otizmden farklı derecelerde etkilenen birkaç çocuk bulunur. Bu da, gün içinde sosyal iletişim için doğal fırsatlar oluşabilmesini sağlar.Çocuklar, kısa grup zamanları içinde diğer çocuklarla alıştırma yapabilirler. Ancak, bir taraftan da, bu grupların belirli ve net bir terapotik yaklaşımları olmalıdır.

    Merkezlerde, sosyal iletişimlerin her zaman çocuk için uygun olmaması bir dezavantajdır. Terapistler her zaman bunun farkında olmak ve  pozitif, sosyal olarak uygun iletişim ve oyunları sağlanmasını sağlamak zorundadırlar. Ayrıca, merkez-tabanlı programlar “aşırı” grup programlarına izin veriyor olabilirler. Ebeveynler, “grup” zamanlarının her zaman iyi bir şey olmayabileceğinin farkında olmalıdırlar.

    Çocuğunuzun özel bir yetenek sınıfında eğitim görüyor olması bir ebeveyn olarak size çekici gelse de, ABA/VB programının birebir eğitim anlamına geldiğini unutmamanız gerekir. Birebir erken davranış müdahalesi yıllar süren bilimsel araştırmalar sonucu düzenlenmiştir. Bunu, örneğin sanat grup sınıfı için söyleyemeyiz.

    ABA/VB programı mutlaka okul öncesi olmak zorunda değildir. Çocuğunuzun ciddi derecede konuşma/dil sıkıntıları ve benzer otizm semptomları varsa, bu semptomların genel gruplarda belirlenip çözülmesi imkansız olur. Bu “gruplar kötüdür” demek değildir elbette. Sosyal ve dil gelişiminin uygun safhasında olan uygun çocuklarda, eğitimli bir uzman tarafından dizayn edilen ve yürütülen sosyal beceri grupları oldukça yararlı olabilir. Ancak bunun başka bir terapi türü olduğunu unutmamalıyız. ABA/VB programı birebir yapılır. Bir çocuk- bir terapist.

  • Çocuğun / Ailenin Yaşadığı Zorluklar : Çocuğunuz için doğru programı bulurken, günlük hayatta yaşadığınız mücadeleler göz önünde bulundurulmalıdır. Çocuğunuz sizinle iletişim kurmuyorsa (örneğin bir şeyi ona vermeniz için sizi çekiştirmiyorsa), konuşma yok ya da çok az ise, ihtiyaçlarını belirtmiyorsa, davranış ve yeme sorunları varsa; çocuk, konuşma-dil patolojisi üzerinde yoğunlaşan bir erken müdahale programına alınmalıdır. Yani, çocuğunuzun gelişim programında konuşma terapistinin belirgin bir rolü olmalıdır. Davranış müdahalesi öğrenme için çok önemli olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Konuşma terapistleri hem konuşma ve dil bozuklukları, hem de ağız kaslarının anatomi ve fizyolojisi konularında uzmandırlar. Dolayısıyla, yukarıda belirtilen sorunlara sahip bir çocuk için profesyonellerin aynı bakış açıcına sahip olmaları ve günlük eğitim programına katkıda bulunmaları gerekmektedir.
  • Geçiş Planları: Bazı çocuklar belli bir seviyeye geldiklerinde (aşağı yukarı 2-3 yıllık terapi sonrasında) yoğun özel eğitimi bırakıp, okula geçiş sürecine başlamak uygun olur. Bu durumda, çocuklar genellikle yarım günlük bir programa alınır. Bu arada okul dışında konuşma terapilerine de devam ederler. Günün yarısında çocuk eksik olduğu alanlarda özel eğitime tabii tutulup okula hazırlanırken, diğer yarısında okulda eğitimini sürdürmelidir. Hedef, çocuğun tüm gün okula devam edebilecek duruma gelmesidir.

    Bu geçiş sürecinde; konuşma terapisti ve  ABA/VB terapisterinin iş birliği çok önemlidir.Geçiş sürecindeki çocuklar için ABA/VB erken müdahale programı azaltılıp, yerini konuşma terapisine bırakabilir. Konuşma terapistleri dil gelişiminin yaşam sürecindeki doğal gelişimini bildikleri için geçiş sürecinde önemli bir görev üstlenirler. Ayrıca konuşma terapistinin terapi yaklaşımları arasında tutarlılığı sağlayabilmesi için ABA/VB konusunda bilgili olması da gerekir.

Daha fazla bilgi için:

 

Yorum Yok

Yorum Yaz