Çocuğuma Terapist Seçeceğim Ama…

Çocuğunuzda bir farklılık görüyorsunuz. Doktora gidip resmi teşhis aldınız ya da -bizim gibi- “aman ben hemen aksiyon alayım, çocuğumun eksiği neyse tamamlamaya çalışayım” dediniz. Bu aşamada size çocuğunuzu emanet edebileceğiniz bir terapist gerekecek. Peki “o”nu nasıl bulacaksınız? “o” na nasıl güveneceksiniz?

Terapist çok önemli. Çünkü özel eğitim gibi çok hassas bir konuda sınırsız güvenmek, her önerisini harfiyen uygulamak zorundasınız. Terapistiniz ile ne kadar iş birliği içinde olursanız, çocuğunuz o kadar hızlı ilerler.

Biliyorsunuzdur artık, ben terapist konusunda resmen dört ayak üstüne düştüm. Şahane bir terapist öylece önüme geldi. Bu soruları kendime sormam gerekmedi hiç. Ama Songül’ü tanımasaydım ve şimdi bildiklerimi iki yıl önce biliyor olsaydım, çocuğum için özel eğitimci bulmaya şu sorularla giderdim.

Bunlar benim kişisel görüşlerim tabii ki, tartışmaya da açıktır.

  1. İşine bakış açısı nedir? Çocuklardan nasıl bahsediyor? Bazı işler vardır, yapabilmek için çok ama çok sevmek gerekir. Para verilmese de yapacak olmak gerekir. İşte, böyle işlerin başında özel eğitimcilik geliyor bence. Birlikte çalıştığı çocuklardan “çocuğum” diye bahseden, gördüğü her gelişimde gözleri parlayan, en zor çocuklar için kaçmak yerine canını dişine takan bir terapist bulduysanız kapısında paspas olun, elinizde adının yazdığı broşürlerle sokak sokak gezin, olmadı blog yazın:P
  2. Otizme bakış açısı nedir? Otizm hakkında ne düşünüyor? Onun için otizm bir hastalık mı, kurtulunması gereken bir lanet mi? Yoksa farklı ve fantastik bir dünya mı? Mesela özel hayatında etrafında yüksek işlevli otizmli, Asperger’li, böyle, “spektrumda” hissi veren insanlar var mı? Ben terapistimizi en çok bu maddeden dolayı seviyorum mesela, bana “arkadaşım” diyor yahu, var mı ötesi:P
  3. “Çocuğum nezman düzelir acaba?” Şimdi, bir ebeveyn olarak belirsizliğin ne kadar rahatsızlık verdiğini, önünü görme isteğini, “otizm” kelimesinin tatlı(mayhoş diyelim) bir anı olarak kalması hayalini çok iyi anlıyorum. Nasıl anlamam yahu, ben o durumdaydım:( Yalnız bu soruya net bir cevap veren terapistten hızlıca uzaklaşılması gerektiğine inanıyorum. Bir kere ortada “düzelecek” bir durum yok, nezle ya da gripten bahsetmiyoruz. Çocuğunuz çok hızlı ilerleyebilir, spektrum dışına çıkabilir, durumunu uzmanlar bile anlayamıyor olabilir ama yine de bizim çocuklarımız, nasıl desem, farklı. Sürekli gözlemeli, durumlarını izlemeliyiz. Kontrol altında olmalılar.
    Bir de, bunu ne kadar çabuk kabul edersek o kadar yararımıza olur, bu belirsiz bir yol. Bir çok parametreye bağlı olarak ilerlemesi hızlanacak, yavaşlayacak, zaman zaman duraklama dönemleri olacak. Yani bir zaman verilebilmesi mümkün değil. Umut en büyük ihtiyaç, bunu çok iyi anlıyorum ama umudunuzu kırmadan, mümkün olduğu kadar sizi bugünde tutmaya çalışan terapist en doğru terapisttir.
  4. Sizi ne kadar bilgilendiriyor? Her seans sorunda sizi bilgilendirmeli, sizden bilgi almalı. Her şeyi sorabiliyor olmalısınız. İstediğinizde -tabii ki seansları sabote etmeyecek şekilde- seanslara girebilmelisiniz ki, çocuğunuzla nasıl oynayacağınızı, neyi nasıl öğreteceğinizi bilebilin. Biliyorsunuz, otizmli çocuklar için önerilen eğitim haftada 40 saat, ama bunun bir kısmı terapi halinde, kalanı da hayat içinde olursa en iyi sonuç alınıyor. Yani iş birliğiniz ve katılımınız çok ama çok önemli. Bunun bilincinde olmalı, hatta sizi bu yönde zorlamalı.
  5. Hangi metotları kullanıyor? Bilimsel metotları kullanıyor olması çok önemli tabii ama, işleyişi bozmamak kaydıyla, henüz kanıtlanmamış metotlara(beslenme, oksijen terapisi, duyu bütünleme vs.) hemen sırtını dönmemesi, en azından tartışmaya açık olması da gerekli. Bir de her çocuğa farklı bir yaklaşım iyi gelebilir, gerektiğinde esnek olabilmeli.

    “At şu uçurumdan aşağı, düşmeyecek merak etme” dese atabileceğiniz, eti onun, kemiği sizin olabilecek bir terapist bulmaya, sonra da onun önerilerini harfiyen uygulamaya çalışmalısınız. Sevgi emekse, farklı gelişen çocuğunuza durduğunuz sevgi emek üssü 1000’dir.

    Herkesin emeğinin karşılığını almasını diliyorum.

  6. 3 Yorum

  7. Reply Hakkımızda Sıkça Sorulanlar – Araflı Şehrazad 23 Aralık 2016 at 11:38 am

    […] gücünüz yetersizse rapor alacaksınız, ama mümkünse bir süre raporsuz deneyebilirsiniz. Özel eğitimcinizi iyi seçecek ve sözünü harfiyen dinleyeceksiniz. Songül, Keremle konuşurken kullanacağım kelimelere kadar […]

  8. Reply Araflı Şehrazad 20 Kasım 2015 at 1:55 pm

    Valla bana sorarsanız, her mesleğin sevmeden yapanı çevresine zarar. Asık suratlı bir taksici, size "bitirse de gitse" diye bakan garson, mümkün mertebe iş yapmamak isteyen iş arkadaşlarımız.. Keşke herkes sevdiği işi yapabiliyor olsa..

    Bu arada, yazalım, güzellikleri yayalım:)

  9. Reply Deneyimli Anne 18 Kasım 2015 at 10:23 pm

    Çok haklïsınız bazı meslekler çok özveri istiyor ve para ile yapılacak meslekler değil! Maalesef ki memleketimizde böyle sırf para kazanmak için yapılınca tahammülsüz olunuyor ve bir soru sormaya korkuyorsunuz çünkü gelecek cevap kırıcı vurucu olabiliyor! Sorduğunuza soracağınıza pişman oluyorsunuz! Hatta geçen gün öğretmenlerle ilgili böyle bir mevzu geçti bir arkadaş "ama onların işi de zor" diye devam etti. Kimse kusura bakmasın herkesin işi zor! O buraya bunu bilerek ve seçerek geliyor. İstediği gibi davranamaz, istediğini yapamaz diye düşünüyorum. Ayrıca eğitmenler ve sağlık çalışanları bu konuda eğitilmeli! Zaten hastası var canı burnunda bir insana kötü davranmak kadar insanlıktan çıkanlar var. Siz çok şanslıymısınız ki iyi insanlara denk gelmişsiniz. Siz blog yazmışsınız ben de değerli bir doktoru bloğumda yazdım:)

  10. Yorum Yaz