“Çocuk Dediğin” Parkta Nasıl Oynamalı?

Özel eğitim döneminden, ve hatta daha da evvelinden başlayarak, Kerem ile en çok sevdiğimiz aktivite çocuk parkına gitmek oldu hep. Çünkü hem sosyalleşiyor, hem fiziksel aktivite ile enerjisini atıyor, hem de bunları yaparken orada olmam ve gerekli durumlarda güvenliğini sağlamam dışında bana çok fazla ihtiyaç duymuyor. (Eh, anneliğin çok yorucu bir iş olduğunda hemfikiriz değil mi?)

Ben, her konuda olduğu gibi, parkta oynarken de Kerem’e müdahalemin minimumda olmasına çok dikkat ediyorum. Kendimi kenardan ağız ishali şeklinde sürekli “Kereeem yapma, Kereeem dur, Kereeem öyle yapılmaz, Kereeem bu, Kereeeem şu…” yaparken hayal etmek bile tüylerimi diken diken ediyor. Müdahale için iki soruluk bir check listem var.

  • Yaptığı hareketin BENİM ÖNLEYEMEYECEĞİM bir tehlikesi var mı?
  • Yaptığı hareketin başkasına ÇOK NET zararı var mı?
Bunlardan birini karşılıyorsa ancak o zaman müdahale ediyorum. Bazen o kadarı bile beni o nahoş hayalime epey bir yaklaştırıyor:)
Bu arada Kerem’in park oyuncaklarına istediği gibi tırmanmasına, dilediği açıdan kaymasına izin verdiğim için epey eleştiri alıyorum. Diğer çocuklara kötü örnek olma(sını sağlama)kla suçlanıyorum. Oysa ki park oyuncakları çocukların motor gelişimleri için faydalı olduğu kadar, değişik oyunlar üretmeleri ve birbirlerinden görerek öğrenmeleri açısından da farklı faydalar sunuyor. Sırf birileri beni beğenecek diye oğlumu bunlardan mahrum bırakmayı doğru bulmuyorum. 
Tüm bunları yazmamın nedeni geçen gece bir facebook grubunda dahil olduğum bir tartışma. Grup, evde Montessori uygulamaları üzerine faydalı tecrübeler sunan bir grup. Grubun admini olduğunu tahmin ettiğim hanımefendi, çocuğunu parka götürdüğünde yaşadığı ve gördüğü bazı şeylerden şikayet diyordu. Tamamen hemfikir olduğum diğer şikayetlerine, konuyu dağıtmamak için burada yer vermeyeceğim ama şikayetlerden biri şuydu:

“…Çocuklar kaydıraklara tersten biniyorlar….”

Çanlar benim için çalıyor: Ding dong, ding dong, ding dong…

Bugüne kadar bu konuda aldığım eleştirileri hep göz ardı etmiştim. Ama baktım ki böyle paylaşımlardan feyiz aldığım bir grupta böyle bir cümle geçiyor, biraz derinine inmek istedim. Acaba tam olarak ne denmek isteniyordu? Acaba yanlış düşünen ben miydim? Buna karşı çıkılmasının nedenlerini sorduğumda madde madde bu cevapları aldım. Kendi görüşlerimi de yanında ekleyerek paylaşıyorum.

  1. Başkasını oturduğu yerde ayak basmak, hijyenik açıdan uygun değil.
    Çok yanlış değil sanki ilk bakışta. Ancak çocuk parkından hijyenik olması beklentiniz varsa, çocuğunuza sürekli olarak hijyenle ilgili uyarılarda bulunup çocuğa da kendinize de işkence edeceğinize, çocuğunuzu parka hiç götürmemek ikiniz için de daha iyi olabilir. Bu mantıkla salıncakta da ayakta sallanmamalı, hayatında bunu hiç yapmadan büyümüş olanımız var mı? Merdivenlerde oturmamalı mesela, nerede evcilik oynayacak? Yerlere hiç dokunmamalı, mümkün mü?
    Yapılacak şey çok basit, park sefası bitince tercihen banyo yapacak, olamıyorsa el ve ayaklar yıkanıp, üst değişecek. Hem ne diyor büyüklerimiz? “Kirlenmek güzeldir”
  2. Daha küçük çocuklar örnek alıyor, yapamadıkları şeyleri yapmaya çalışıyorlar.
    Ve bu sakıncalı bir şey, öyle mi? Bunun olması için kaç ebeveyn gecelerce dua ediyor, kanlı göz yaşları döküyor, o metot senin bu metot benim ter akıtıyor haberiniz var mı? E ne güzel işte, gözlemleyerek yeni bir şey öğrenmiş, onu uygulamaya çalışıyor. Deneyecek olmayacak, deneyecek olmayacak ve sonunda başaracak. Öğrenme dediğiniz şey nedir? Siz Montessori’de farklı yaş gruplarını aynı sınıfa koyarak ne hedefliyorsunuz?
  3. Tehlikeli olabilir, Hem her çocuğun annesi çocuğuna dikkat etmiyor, onlar tehlike altında kalıyorlar.
    Tehlikeli olabilir tabii ki, çocukların yaptıkları her şey bir yönüyle tehlike barındırır. Bir zahmet yerlerimizden kalkıp çocuklarımızın yanında, yakınında olacağız, gerekiyorsa onları tutacağız. Olamayacağı durumlarda zaten “hayır o yapılmaz” dediğimizde, bunun çocuğumuz tarafından ciddiye alınması mümkün olur. Üstün Dökmen Hoca’nın dediği gibi: “çok gaz motoru, çok laf çocuğu boğar”
    Her anne dikkat etmiyor, yani? Doğru davranmayan anneler var diye ben doğru bildiğimi yapmamalı mıyım? Anneleri uyarmak ya da onlara örnek olmak daha doğru olmaz mı? 
Parklarda çocuklar motor gelişimi ile ilgili bir çok beceri edinirler. Örneğin yazıda geçen kaydırağa tersten tırmanmak, tırmanmakla ilgili harika bir egzersizdir. Ayrıca çocukların aletlerle ilgili kendi beceri ve ilgilerine göre farklı oyunlar türetmeleri son derece faydalıdır. Arıyorum, okuyorum, soruyorum, çocukları bundan mahrum etmek için tek bir mantıklı neden bulamıyorum.
Bunları kısaca yazdığımda aldığım cevap şu oldu:

“Tırmanmak için başka oyuncaklar var, onlarla oynasınlar daha iyi bence..”

EL İNSAF!!! Çocuklara neyle nasıl oynayacaklarını biz, büyük aklımızla dikte etmeliyiz, öyle mi? Her oyuncağın üstünde “Bununla, bu beceri için, böyle oynanmalıdır” yazdıralım oldu olacak?

Eline boya kalemlerini alıp onları anne, baba, çocuk diye kişileştiren, konuşturan çocuktan kalemleri alıp “Hayır canım, bunlar boya kalemi. Senin ince motor gelişimin için. Hayal gücünü geliştirmek istiyorsan şu bebeklerini al. Ama onlarla da yedirmece, içirmece, uyutmaca oyna, tamam mı birtanem?” demek mantıklı geliyor mu? E, ne farkı var?

Ve tekrar ediyorum, bu münazara bir Montessori grubunda oldu. Montessori’yi ben çocuğu izleyen, ona oyun dikte etmekten kaçınan, onun ilgilerine ve ilerleyişine müdahale etmeden destekleyen bir metot olarak anlamıştım.

Hakkında okumalar yapıp, Montessori Metodu’nu “evde el işiyle çocuğuna oyuncak yapmak zanneden” anlayışla ilgili bir yazı yazmak istiyorum, iyi olur sanki…

Kuzularınıza iyi oyunlar:)

2 Yorum

  • Reply Deryaninsporgunlugu 25 Haziran 2016 at 2:38 pm

    Katiliyorum sana. Parkta ormanda genel olarak dogada çok zaman geçiriyorum ve evet sölen kiyafeti giydirmiyorum. Kirlenecek tabii. Kaydiraga 3 çocugum da tersten çikti dert edinecek bundan baska o kadar ćok konu var ki… montessoriyi de o grup yanlis anlamis bence ben egitimim sirasinda montessori de gördüm bu anlattigin saçmaliklar hiç yoktu. Sadece ana bir kurali var çocuklara çizilen bazi cwrçeveler var sinirsiz bir serbestlik onlarin kafasini karistirir buna ihtiyaç duyarlar. O hanimlar bu sinirlari yanlis anlamis herhalde :)

    • Reply Araflı Şehrazad 28 Haziran 2016 at 4:43 am

      Sen benimle hemfikir olunca kendimi daha iyi hissettim:)

    Yorum Yaz