“Otizmli gibi ama değil gibi de…” : Hiperleksi ve Einstein Sendromu(ÇEVİRİ)


ÇOOOK ÇOK ÖNEMLİ NOT: Aşağıdaki yazı otizm ile benzer belirtileri gösteren ama aslında otizm olmayan durumları anlatmaktadır. Bu durumlarının ayrımını kesinlikle biz ebeveynler yapamayız. Hem uzman değiliz, hem de çocuklarımıza karşı ne kadar objektif olabileceğimizi bilemeyiz. Bu yazı, kişisel merak duyanlar, bir de “çocuğunuzda bir şeyler var ama otizm değil sanki” cümlesini UZMANLARDAN duyan ve merak içinde olan ebeveynlere bilgi vermek için çevrilmiştir. Çocuğunuzda bir farklılık olduğundan şüpheleniyorsanız, ilk yapacağınız şey bir uzmana danışmak olmalıdır!!!



Çok uzun zamandır, hiperleksi hakkında yazmak istiyordum. Çünkü Kerem’in nesi olduğunu bulamadığımız uzun zaman sürecindeki -naçizane- araştırmalarım bana Kerem’de hiperleksi olabileceği sonucunu çıkarıyordu. Hiperleksi Türkiye’de çok araştırılan bir konu değil, internette Türkçe kaynak yok gibi.

Aşağıdaki yazıyı “scientificamerican.com” da görüp -naçizane- çevirdim. Yazı, Darold Treffert tarafından yazılmış.

Sanatlarına kurban olduğum Ruslar dermiş ki, “Çeviri kadın gibidir, ya güzel ya da sadık olur, ikisi bir arada pek olmaz.” Benim çeviri de “güzel” değilse de “Tam Araflı’nın tipi” bir kadın oldu, dolayısıyla “flörtöz” bir çeviri oldu diyebiliriz. İyice “çapkın” olduğu yerlerde artık utandım da kırmızı ile ayrıca belirttim.

Sadık versiyonunu üretmek ya da orijinalini okumak isteyen olursa tıklasın 
Benim versiyonu okumak isteyen buyursun lütfen..
Arada, “Otizmi aşmış, otizmliymiş ama iyileşmiş” çocuklarla ilgili şahane haberler okuruz/duyarız. Bu tabii ki çok güzel bir haberdir ama aslında, dürüst olmak gerekirse, bir çok vaka için “aştı, iyileşti” yerine “aslında otizmli değildi” demek daha doğru olur. 
Bu çocukların bir çoğu hiperleksi (erken okuma) ya da Einstein Sendromu (Einstein zekalı demek değil, çok geç yaşta, birden konuşan çocuklar kastediliyor – misal bu satırların yazarının 3,5 yaşına kadar tek kelime etmemiş olması – laaaan?) gibi, bazı otistik belirtilerin olduğu ve erken ve yanlış bir şekilde otistik spektrumda değerlendirilen durumları “aşmaktadır”lar.
İyi haber: bu “otizmli olmayan” çocuklar zaman içinde parlak, başarılı, doğal gelişimli çocuklar halini alırlar. Kötü haber ise, bu süreçte ebeveynler gereksiz bir karamsarlığa ve endişeye sürüklenirler, çocuklara gereksiz ve hatta yanlış eğitim, tedavi vs. uygulamaları yapılabilir.
Uzun yıllardır otizmle ilgili çalışıyorum. Otizm hakkında bildiklerimi, Tıp Fakültesi yıllarımda misafir profesör olarak görev yapan Dr. Leo Kenner’ın bizzat kendisinden öğrenme şansına sahip olmuştum. Dr Kenner 1943 yılında “erken çocukluk otizmi” ini ilk tanı olarak koyan ve isimlendiren kişidir. (Aynı zamanda çok benzer bir farklılık durumu olan Asperger Sendromunu tanı olarak koyan Hans Asperger’i de unutmamak gerekir.)
 
Psikiyatri uzmanlığımı bitirince Wisconsin’de bir hastanenin çocuk servisinde çalışmaya başladım. Hastaların çoğu otizmliydi ve burada ilk savantlarımla tanıştım. Bu tanışma beni öyle etkiledi ki, Savantlar sonraki 50 yıl boyunca başlıca ilgi alanım ve 2010’da yayınlanan “Deha Adası : Otistik, Kazanılmış ve Ani Savantlar” adlı kitabımdaki araştırmalarımın konusu oldu. 

Wisconsin Tıp Derneği tarafından host edilen www.savantsyndrome.com web sitesinden neredeyse her gün “Oğlumda/kızımda şu farklılıklar var..” temalı, çocuğun özel savant’ımsı yetenekleri hakkında tavsiye isteyen e-mailller alıyorum. Bazı çocuklarda bu yetenek okumayı erken yaşta öğrenme (hiperleksi), başka bazı çocuklarda da geç konuşma ama bir yandan da o yaşta bilmemesi gereken şeyleri bilme ve olağanüstü hafıza (Einstein sendromu) oluyor. 

Durumu takip ettiğimde gördüm ki, bu çocukların bazılarına süreç içinde  Otizm Spektrum Bozukluğu, ya da daha farklı ve “hafif” olarak Asperger ya da Yaygın Gelişimsel Bozukluk (Atipik Otizm) teşhisi konmuş. Bu çocuklar “zor” teşhisleri aşmışlar ve genel olarak parlak ve başarılı çocuklar, ergenler ya da yetişkinler olarak yaşamaktalar. Bu değerlendirme sürecinde olan durum, “otizme benzeyen” durumları Otistik Spektrum Bozukluğundan ayırt etmede yanlışlık yapılmasıdır. Rahatlamış ebeveynlerden gelen, son derece tatmin edici pozitif dönüş hikayeleri içeren 150’den fazla vakam var.
 
Söz konusu durumların kısa tanımları şöyle:
 
  • Tip 1 Hiperleksi : Bazı doğal gelişimli çocuklar çok erken yaşta okumayı öğrenirler. Oldukça parlak zekalı olma eğilimdedirler, kesinlikle otizmli değillerdir. Anaokulunda arkadaşlarına oldukça başarılı bir şekilde kitap okuyan, okuduğunu da anlayan bir çocuk oldukça şaşırtıcı ve dikkat çekicidir. Ebeveynler bu durumla gurur duyar ve süreci hayretle izlerler. Ancak, eninde sonunda diğer çocuklar bu okuma yeteneğini yakalarlar, hiperleksi durumu da çocuğun geçmişine dair bir anı olarak kalır.
  • Tip 2 Hiperleksi : Hiperleksi durumunu otizmin belirtilerinden olan “savant yetenek” olarak taşıyan çocuklardır. Okumayı bilirler, müthiş bir hafızaya sahiptirler, bazen bunlara sayı ve tarih hesaplamaya dair üstün yetenekler de eklenir. Takıntı ve alışkanlıklarda katılık sıkça görülür. Ayrıca otistik spektrum bozukluğunda görünen dil, iletişim ve davranış farklılıkları da görülür. Genellikle Otizm, Yaygın gelişimsel bozukluk ya da Asperger tanısı taşırlar. Yani harflere ve sayılara dair savant yetenekleri olan otizmli çocuklardır.
  • Tip 3 Hiperleksi : Hiperleksinin en az görülen çeşididir. “Otizme benzer” semptomları ayırt etmekteki zorluklardan ötürü “otizm” tanısı alırlar ama bu doğru bir tanı değildir. Bu çocuklar da okumayı erken öğrenirler, ezber yetenekleri muazzamdır ve bazen başka alanlarda da üstün yetenek sergilerler. Zaman zaman “otistik” davranışlar gösterebilirler. Örneğin seslere, temaslara ve tatlara karşı duyusal farklılıkları olabilir. Sevgiden kaçmazlar ve otizmli çocuklara oranla daha sosyal, girişken ve iletişime açıktırlar. Göz temasları normaldir  ve yakınlarındaki kişilerle iletişimleri gayet iyidir. Rutinlere bağlılık ve değişimlere direnç olabilir. Zeki, meraklı, “büyümüş de küçülmüş” bir havaları vardır. Başka bazı otistik davranışları da olabilir ancak bunlar zaman içinde azalır ve hatta geçer. Bu çocuklar da yaşlarına göre doğal gelişimli hale gelirler.
  • Einstein Sendromu : Thomas Sowell, 1997’de yayımlanan “Geç Konuşan Çocuklar” kitabında geç konuşan 46 çocuğun ebeveynlerinden aldıkları bilgiler ışığında, bu çocuklarda otizm belirtilerinin oldukça sık görüldüğünü ortaya çıkarmıştı. 4 yıl sonraki kitabı “Einstein Sendromu-Geç konuşan Parlak Çocuklar” da ise şöyle yazmıştı: “Bana yazan pek çok ebeveyn, kendileri ve çocuklarını bire bir anlatan şeyleri ilk kez okumuş olmaktan duydukları hayreti belirtmişlerdi. Bir anne, “kızımın ve ailemizin bu kadar net bir tarifini okumak tüylerimi diken diken etti” derken, bir başka anne “Beni sürekli şaşırtan çocuğumun nesi olduğuna dair ilk defa bir şeyler bulabilmek beni göz yaşlarına boğdu” demişti. Sowell’in geç konuşan çocuklara dair deneyimleri, benim erken okuyan çocuklarla olan deneyimlerime de ayna tutuyor. Benim de tip 3 hiperleksi tanımını okuduktan sonra çocuğunun durumunun ne olduğunu ilk defa anlayabildiği için ağlayan annelere dair anılarım var. (O anneleri nasıl iyi anlıyorum, bir bilseniz!) Sowell, bazı otizm tanılarının doğru olduğunu ve bazı durumlarda geç konuşmanın bazı durumlarda otizm ya da başka bazı fiziksel durumlardan kaynaklı olabileceğini belirtmeyi kesinlikle ihmal etmemekteydi (Örneğin tip 2 hiperleksi) ancak yeterli donanımı olmayan bazı kişilerin geç konuşma durumuna otizm teşhisi koymasının yanlışlığına da değinmişti.
Bu iki kitap birlikte, baştaki 46 aileye ek olarak geç konuşan, bu nedenle yanlış otizm tanısı alan, ve otizmden farklı olarak çok hızlı bir gelişim gösteren 239 çocuktan oluşan başka bir grupla olan deneyimleri özetler. Einstein Sendromu belirtileri -gözle görülür zeka üstünlüğü, konuşmada oldukça geriden gelme durumu vs.- taşıyan çocuklar, tıpkı başka nedenlerden kaynaklanan konuşma geriliklerinde olduğu gibi, dikkatli bir değerlendirmeye tabi tutulmalıdırlar. Ayrıca ebeveynlerin ifadelerinden anlaşıldığı üzere, geç konuşan çocukların bazılarında geçici otistik belirtiler görülmüş, bu belirtiler zaman içinde geçmiştir. Aynı durumu, tip 3 hiperleksisi olan çocukları ailelerinden ben de dinledim.

Bu yazının amacı hiperleksi ya da Einstein sendromunu etraflıca tartışmak değildir. Amaç; erken okuma, kelimelere olağanüstü ilgi, bunlarla birlikte dil ve sosyal problemler gibi otizm belirtisi olabilecek durumları gösteren çok küçük çocukların, hiperleksinin değişik versiyonları hakkında da bilgi sahibi olan uzmanlar tarafından kapsamlı bir değerlendirmeye alınması gerektiğini belirtmektir. Bu gereklilik, geç konuşma için de geçerlidir. 

Umarız ki, hiperleksi hakkındaki literatür zenginleştikçe, hiperleksinin alt gruplarına ayırma konusunda daha kesin tanımlar olabilecek ve  uygun tedavi prensiplerini uygulayabilmek amacıyla kapsamlı bir değerlendirme yapmak için daha çok kaynağa sahip olabileceğiz. Bunu gibi geç konuşan çocuklardaki Einstein sendromunu daha iyi tanıdıkça otizmle arasındaki farklar daha iyi ayırt edilebilecektir. 

Bu arada, erken okuyan ya da geç konuşan, bu nedenle Otistik spektrum bozukluğu şüphesi altında olan daha çok çocuk hakkında ailelerden bilgi almaya devam ediyorum. Amacım bu güzel öyküleri paylaşarak, çocuklarına uygun teşhis ve tedavi arayışının başında olan ailelere güvence vermek. Örneğin, bu ayrım doğru bir şekilde yapılabilirse, ebeveynler çocuklarının otizmli ya da Asperger’li olmalarına dair korkularından arınabilirler. 

Özellikle kafa karıştırıcı durumlarda, önemli ve kalıcı sonuçlara yol açabilecek kesin bir tanı ve etiket koymadan önce “hastalığın doğal öyküsü”nün çıkmasına izin vermek en iyisidir. Semptomlar için uygun terapi programları düzenlenebilir (DÜZENLENMELİDİR!) ancak, erkenden net bir teşhis konmamalıdır. (Emin değilim. ‘Zamanla düzelir, bekleyelim bakalım’ deyip, sonra pişman olan çok veli ile tanıştım. Zaman çok değerli. Belki bize söylenmiş olduğu gibi, ‘adının ne olduğunu boş verin, biz belirtilerle uğraşacağız’ yaklaşımı en doğrusu. Bu yazıda da o demek istenmiş olabilir, ama ben öyle anlamadım ilk okuyuşta.)

Hiperleksi hakkında daha detaylı bilgi edinmek isteyen okuyuculara “Hiperleksi 3: “Otistik davranışları Otizmden Ayırt Etmek; Erken Okuyan ya da Geç Konuşan Çocukları Belirlemek” adlı makalemi önerebilirim. (Wisconsin Medical Journal, Volume 110: 281-284, 2011. , www.savantsyndrome.com)

Einstein sendromu için de Thomas Sowell’in yazıda bahsedilmiş olan iki kitabını öneririm. 

Hiperleksi’nin otomatik olarak “otizm belirtisi” olarak farz edilmediği, erken okuyan ya da geç konuşan çocuklara otizm tanısı konulmadan önce çok dikkatli değerlendirildiği zamanların gelmesini umut ediyorum. 
 


16 Yorum

  • Reply Aygül Esen 9 Mart 2017 at 7:44 am

    Merhaba,
    Şu an 11 yaşında olan oğluma 5 yaşında hafif otizm olabilir ama tam da değil denilerek 6 yaşında Asperger olabilir denildi. Üniversite hastanesi Psikiyatri bölümünde 8-9 yaşında yapılan testlerle disleksi, otizm, asperger olasılıkları elendi. “Çocuğunuz İleri zekalı, bu hareketler çocuğun karakteristik özellikleri, bilişsel zekası yaşıtlarından ileride fakat duygusal zekası geride ve 20li yaşlarında normal bir yetişkin olarak hayatına devam edecek endişelenmeyin” denildi. Fakat hala tam olmayan bi’şeyler olduğunu hissediyorum.
    Yaşıtlarıyla iletişim kurarken zorlanmıyor fakat sürdürmekte zorlanıyor. Göz teması kuruyor ama kendini kaptırınca göz temasını kaybediyor. Bir konuyu kafasında toparlayıp anlatırken çok zorlanıyor. Akademik olarak başarılı ama dersler sırasında sürekli dalıyor ve “hayal kurmakta mı yasak” cevabını çok sık duyuyorum. Ani öfke patlamaları yaşıyor ama kontrol etmek için çok çabaladığını biliyorum.
    12 aylıkken gazeteye şekiller çizerdi. Helezon, beşgen, altıgen, sekizgeni… ayırırdı.
    2 yaşında 3 farklı enstrümanı aynı anda çalabiliyordu (sağ elinin altına gitarı sol elinin altına bateriyi koyup bacaklarının arasına flütü sıkıştırıp “arııı vız vız vız” şarkısını kendince çalar ve söylerdi mesela).
    3 yaşındayken araba logolarını ezberlemişti, 5 yaşında uzaktan arabayı şu markanın şu modeli diye bilirdi.
    3 yaşında 3 haneli rakamları okur, kumandadan söylenen kanalı açardı. 4 yaşında 5 haneli rakamları plakalar üzerinden okuyabilirdi. Şu an zihinden işlem yaparken zorlanıyor ama yine de matematikte çok başarılı.
    Yazmayı ve okumayı pek sevmiyor ama ezberi ve görsel hafızası çok iyi.
    11 yaşında ama hala resimleri cin ali formatında çiziyor.
    Bir kelimeyi doğru söylediğine inanmadan asla cümle içinde kullanmazdı ama geç konuşmadı. Hatta 4 aylıkken acıkınca meme, emzik istediğinde emme derdi ki bu su içmeye başladığında meme, emme, emmm şeklinde 3 kelimeye çıktı 6 aylıkken…
    9 yaşına kadar takıntılıydı ama bu takıntılarını aşmak için çok uğraştık.
    Daha sayabilirim ama yardımcı olmanızı ve fikir vermenizi rica ediyorum.

    • Reply Araflı Şehrazad 10 Nisan 2017 at 7:52 am

      Ben bir uzman değilim ama anlattıklarınız Asperger ya da Hiperleksi olabilir gibi geldi. Özel eğitim alıyor mu?

  • Reply erdal ceyhan 1 Mart 2017 at 7:19 pm

    merhaba kızım 5 yaşında ve hiç konuşmuyor ama herşeyi bilir komut azda olsa alıyor ben kendimde 5.5 yaşında konuşmuşum fiziksel olarak bende olan mesala genetik olarak ayak baş parmak içi dogru yamuk diger 2 parmak yapışık kızımında aynı sorunu var akrabalarım çocuklarındada geç konuşma var olay genetik olabilirmi

    • Reply Araflı Şehrazad 10 Nisan 2017 at 7:51 am

      Merhaba, Başka farklılıkları var mı ona bakmak lazım. Mesela konuşmadan iletişim kuruyor mu? Komut alıyor mu? Bir de hiç bir uzman gördü mü kızınızı?

  • Reply Göknur 25 Ocak 2017 at 10:52 am

    Merhaba yazınızı okudum gercekten umut oldu oğlum 4 yasinda 1 yıl önce atipik otizm teshisi konuldu yanlis egtimle basladik dahada kotuye gitti egitim merkezimizi degistirdik simdi daha iyi 10 kelime anca konusuyordu simdi 2 veya 3 kelimelik cumle kullaniyor goz temasi onceye gore daha uzun hic komut almiyordu sagir dilsiz gibiydi simdi 10 komutumdan 7 sini yapiyor bizim icin bir oneride bulunursaniz coookk sevinirim

    • Reply Araflı Şehrazad 27 Ocak 2017 at 8:36 am

      Merhaba, yeni eğitim merkeziniz iyi olmuş gibi. Biraz daha zamanla daha da iyi olacak gibi görünüyor. Tam olarak hangi konuda öneri istediğinizi belirtirseniz elimden geldiğince yardımcı olmak isterim. Sevgiler.

    • Reply ayberk 13 Mart 2017 at 4:50 pm

      iyi günler benim oğlum da atipik otizmli 2,5 yaş civarında konuşmasında gerileme ve bir süre sonra seslenince bakmama iletişim kurmama gibi belirtiler oldu ama daha öncesinde 1 yaşında 10 a kadar sayı saymayı biliyor iki yaşında şarkı bile söylüyordu şimdi 7 yaşında o günden bu yana çok gözyaşı döktüm ama şimdi de yine yaşıtlarından geri kalmasına rağmen en azından dediğimi anlıyor bütün kelimeleri konuşuyor ama kendi ihtiyaçları dışında iletişim yok bir şey isteyeceği zaman benim kelimelerimi kullanarak istiyor su vereyim mi sana (su istiyor) yemek pişireyim mi (yemek istiyor) ben doğrusunu öğretince öğreniyor mesela anne yemek pişirir misin dün gece anne diye bene dürttü bana süt pişirir misin dedi çok sevindim sizce oğlum ne durumda düzelir mi hep böyle mi kalır

      • Reply Araflı Şehrazad 10 Nisan 2017 at 7:53 am

        Merhaba, Maalesef bunu bilebilmek mümkün değil. Özel eğitim alıyorsa eğitmeni ne diyor? Almıyorsa böyle bir olanağınız var mı?

  • Reply selma 24 Ocak 2017 at 11:19 am

    merhaba,
    oğluma 5 yaşındayken anaokulu rehberlik bölümü ve ram hatta pskitari doktoru çok düşük seviye asperger tanısı koymuştu. Geç konuştu, geç yürüdüğü için hatta zeka geriliğinden bahsetmişlerdi. Oğlum diğer çocuklar gibi değildi sürekli araştırma gözlem ve deneyler yapmaya çalışırdı. Konuşmaya başladığı andan itibaren sadece soru sorar icatlar projeler üretmeye çalışırdı. Sosyal iletişimi büyüklerle iyi ama yaşıtlarıyla konuşucak birşey bulamıyordu. Hiç bir zaman makas eline alıp birşeyler kesmeyi, resim çizmeyi hatta yazı yazmayı sevmedi. İq testi yaptırdık dahi çıktı. İleri derece hafıza ve yön bulma yeteneği var ve matematik, fen hatta bilgisayar ve teknolojik aletler de dahil sayısal alanda herşeye aşırı meraklı bir çocuk. televizyon veya günlük olaylar onun hiç ilgisini çekmez. Sıradışı ve farklı düşünceleri vardır. Sürekli sorgulayan ve çok düşünüp az konuşan bir çocuk diyebilirim. Geçenlerde psikatriye gittik asperger deniliiyor bu çocuğa evet otizm davranışları var ama tam olarak öyle de değil seviyesi nedir sizce diye sorduk. Yaklaşık iki saat görüşmenin sonunda ben çocuğunuzda hiçbir şekilde otizm belirtisi görmedim dedi. Kesin değildir de diyemedi ama tecrübelerime dayanarak söylüyorum diyebildi. Konuşma geriliği var oğlumda geç konuştuğundan dolayı, sürekli deney yapmak istemesinden dolayı oyuncaklarla oynamadığı için ince motor gelişimi de zayıf. Masal yerine dünyayı ve uzayı dinlemek istediği için eksik birşeyler oldu diye düşünüyorum. bana burada ki Eistein sendromu yazınız oğlumu anımsattı. Onu buldum orada, ne yapacağımı ve nasıl davranacığımı hiç bilmiyorum…

    • Reply Araflı Şehrazad 27 Ocak 2017 at 8:35 am

      Merhaba, oğlunuzu iletişime yönlendirmek için evde iletişime dayalı, hayali oyunlar oynatmanızı öneririm. Çok zorlamadan. Belki ilgi alanlarını işin içine katarak. Örneğin biz uzaylılar, robotlar vs. canlandırıyoruz bazen, karakterleri o öyle seçiyor. Siz de benzer şeyler yapabilirsiniz. Ya da ilgilendiği konularda kitap okuyabilirsiniz ona. Önemli olan sizle daha çok iletişim kurması. Birlikte deney de yapabilirsiniz.

      İyi bir eğitimci bulabilirseniz özel eğitimin de çok faydası olur. Sevgiler.

  • Reply Zeynep barış 22 Ocak 2017 at 9:12 pm

    Merhaba yazınız çok ilgimi çekti teşekür ederim bilgilendirme için. Benim oğlum 2.5 yaşında a tipik otizm tanısı aldık bir yıl önce. Özel eğitimle yolumuza devam ediyoruz şimdi. Öncesi ve sonrası diye ayırdığımız da hayatımızda çok şey değişti tabi 2. Bebeğin gelişiyle gelişim kat kat hızlandı. Oğlum göz teması kurmazken kuruyor konuşmaya yeni yeni başladı duygularını doğru ifade etmeye 3 kelimelik cümleler kurmaya başladı. Ama hem ingilizce hem de türkçe konuşmaya çalışıyor. Rakamsal olarak çift basamaklı rakamları ögrenmek için çaba sarf ediyor kendi kendine bir kitap bulursa önce harflerin sonra sayfa altlarında yazan numara ları okuyor. Kısa kelimeleri heceliyor. Ama ezber yönü çok güçlü sokakta yürürken gördüğümüz ger seyi okuyup bize göstermeye çalışıyor. Veya reklamını izlediği bir şeyi mutlaka bize belirtiyor. Bu konuda yazılarınız veya deneyimlerini z i benimle de paylaşmanızı rica ediyorum.

  • Reply Ebru 16 Aralık 2016 at 9:11 pm

    Merhaba,
    Yaziniz icin cok tesekkurler.oglum 6,5 yasinda ve ygb olabilir dedi doktorlar 4 yasindayken. O gunden beri de buna yonelik egitim aliyor.Ancak yazinizla hiperleksi den haberdar oldum ve tam olarak tip 2 ozellikleri tasiyor. Erken okuma, normal ustu hafiza ve ezber, sayilara ozel ilgi, 3 basamakli sayilari toplayabilme, 4 basakaklilari tanima, bir harfin alfabedeki sirasini ezbere bilme, konusma geriligi ve iletisim eksikligi vs… yanlis veya eksik tedaviler gordugumuz endisesindeyim, hiperleksi tip 2 hakkinda daha cok bilgi bulabilecegim kaynak(ingilizce de olur), ya da baska turlu bir yonlendirme yapabilirseniz minnettar olurum

  • Reply Bir otizm annesinden pokemon go’ya teşekkürler (çeviri) – Araflı Şehrazad 21 Temmuz 2016 at 9:03 am

    […] beri ailece yaşadıkları deneyimleri paylaştı. Lenore Koppelman’ın iki yaşından beri hiperleksi ve otizm tanısı olan oğlu Ralphie, pokemon go oynamaaya başladığından beri müthiş ilerlemeler […]

  • Reply Araflı Şehrazad 28 Ocak 2016 at 8:08 am

    Teşekkür ederim, amacıma ulaştığımı bilmek çok güzel…

  • Reply Çiğdem Çeşnigil 24 Aralık 2015 at 12:57 pm

    Ellerinize sağlık, umut aşılıyor insana.

  • Yorum Yaz