Palavra, palavra, palavra…

İnsanın bu şarkıyı duyduğunda aklına çocuğunun mu gelmesi daha tuhaf yoksa içinin sevinç dolması mı…

Evde son 6 aydan beri “bıdır bıdır” konuşan, susunca “ulan kesin bir şey geldi çocuğun başına” diye yanına koştuğumuz bir çocukla yaşıyoruz. Başlangıçta konuşmaları sadece sorulara cevap vermek veya ihtiyaçlarını iletmek iken son zamanlarda değişik hikayeler dinler olduk.

“Okulda Deni bardak kırdı. Öğretmen ona kızdı ‘sakın bir daha yapma’ dedi. Deni ağladı.”

“Poyraz elimden oyuncağımı aldı. Ben ağladım. Öğretmene söyledim. Öğretmen Poyraz’a kızdı”

“Babam beni dinlemedi, Bana kızdı. -niye kızdı Keremcim? – çünkü kızdı. ” Peki:)

“Babaaa, anne bana vurduuu” –????? Tövbe estağfurullah!!

“Annecim, sitede ağaçta maymun gördüm. Ama korkmadım. Maymun muz yiyordu.”

….

Farkındaysanız öyküler gitgide fantastikleşiyor. İçlerinde doğru olanlar varsa da genellikle “uydurmasyon”. Benim “konuşacak mı, konuşursa yerinde spontane konuşabilecek mi?” diye endişelere gark olduğum oğlum büyüdü de yalan da söylüyor. Müjdemi isterim a dostlaaaaaarrr:))

Buna hazırlıklıydım dersem yalan olur. Hiç düşünmemiştim. Çocuk gelişim kitaplarını okumayı 1,5 yaşında, kitaplarda yazan ile gerçekte yaşadıklarımızın arasında oluşan makas nedeniyle bıraktığım için bu yaşlarda ne doğal, ne değil çok bilemiyorum.

Ama kaynak taramadan önce kendi içime sormak istedim. Annelik içgüdüm bana ne söylüyordu? Ne yaparsam doğru olacağını hissediyordum?

Bir kere bu bir taraftan iyi bir şeydi.(Yani hayal gücünü kullanıyor, hikaye üretiyor, üstelik bunu paylaşıyordu.) Öte yandan ne olursa olsun doğru söylemenin bir erdem olduğunu öğretmek istediğim bir çocuğum vardı. Ayrıca -fark ettiniz mi bilmiyorum ama- hikayeler hep vurmalı kızmalı, niye ki? Çok mu sert davranıyoruz çocuğa acaba?

Düşündüüüm, düşündüüm. Sonunda çok prim vermemeyi uygun buldum. “Ya öyle mi?” dersem ve “Doğru söylemiyorsun Keremcim, burada maymun olmaz!!” ya da “Vurdu mu? Ne zaman vurdu? Ben hemen konuşucam babanla!!” gibi bir tepki vermezsem zamanla geçer gibi hissettim.

Kendi sesimi bulduktan sonra konuyu araştırmaya başladım…

Bir kere deniyor ki, 3-4 yaş “yalan” davranışı ile daha sonra görülen yalan davranışını aynı kefeye koymamak lazım. 3-4 yaşta  kendini korumak için, cezadan kurtulmak için ya da dikkat çekmek için yalan davranışı pek olmuyor. Bu yaşta daha çok düşüncelerini başkalarının bilmediğini anlamaya başlıyorlar ve hayal güçlerini sınamaktan çok hoşlanıyorlar. Bu nedenle de sık sık hikayeler uydurarak bu bilgilerini test ediyorlar.Yaşları gereği henüz gerçek ile gerçek olmayanı ya da doğru ile yanlış arasındaki farkı bilmiyorlar.

Peki ne yapılmalı?

  • Çocuğa gerçeği söyletme mücadelesine girişmemeli. Ailenizde gerçeği söylemenin korkutucu sonuçları olmayacağını anlamasını sağlamalı ve gerçeği söylemekten korkmaması gerektiğini anlatmalı. Yanlış bir şey olduğunda öfkelenmeyeceğinizi bilmeli çocuk. Çocuğunuzun halen bazı şeyleri doğru yapmayı öğrenme sürecinde olduğunu unutmayın. — Bu daha ileriki yaşlarda işe yarar zannedersem. Ama altyapısını şimdiden hazırlamak lazım.
  • Gerçek ile uydurma arasındaki farkı anlaması için yardımcı olmalı. Örneğin çocuğunuz bir hikaye uydurduğunda buna inanmış gibi davranmak yerine “iyi bir hikayeydi” ya da “çok güzel hikayeler uydurabildiğini görüyorum, beraber bunları yazıp saklamaya ne dersin?” gibi sözlerle gerçekler ile hayali olan arasındaki farkı anlamasına yardımcı olmalı. — Voila!!!
  • Çocuğun dürüst davranmaktan korkmaması için, ceza uygulanan konularda daha iyi çözüm yolları bulmak amacıyla onunla karşılıklı konuşmalı.–Yine altyapı hazırlamalı.
  • Önemsiz vakaları “sütün başına bir kaza gelmiş anlaşılan, haydi birlikte temizleyelim (ya da temizler misin lütfen)” gibi sözlerle geçiştirmek direkt olarak “sütü sen mi döktün?” demekten daha yararlı olur. –Evet, mantıklı
  • Çocuğun bazı yalanlarının aslında onun arzuları olduğunu anlamalı. Örneğin çocuk ayrı yaşadığı babasının sürekli kendisini telefonla aradığını söylüyor ancak bu doğru değilse, “babanla sık sık görüşmek istediğinin farkındayım” denebilir..–Bunu incelemem lazım, böyle bir durum var mı bilemedim şimdi.
  • Çocuğu “yalancı” olarak etiketlememeli. Doğruyu söylemesi takdir edilmeli.Büyük çocuklara ve ergenlere belli ölçüde özel yaşam şansı tanınmalı  Onları korumak için bilinmesi gerekenler sorulmalı ancak çok da meraklı ve müdahaleci davranılmamalı.Genellikle zamanı geldiğinde ve sizin de yargılamadan dinleyeceğinizi hissettiklerinde zaten size anlatacaklardır.
  • İlerisi için bir öneri daha olarak, yalan söylemeyerek örnek olmayı yazmama gerek yok sanırım, değil mi?
  • Bunlar işe yaramıyorsa, son çare uzman yardımı olacak.

Hikaye uydurma kısmını çözdüm de, “vurdulu kızdılı” kısmını çözemedim. Fikri olan fikir verse negzel olur :)

Yorum Yok

Yorum Yaz