%50’yi zorla evde tutmak 1 – Ne Demek İstiyorum?

Çok “manidar” bir başlık oldu farkındayım ama sabreder de yazının tamamını okursanız göreceksiniz ki, bu yazıya başka bir başlık olmazdı:)

Öncelikle bildiğiniz gibi ben bir ODDER üyesiyim. Elimden geldiğince destek olmaya çalışıyorum. Nedenini de na şu yazıda ve de bu yazıda anlatmaya çalışmıştım. Ancak bir nedeni daha var. Okuduğum anda nutkumun tutulmasına, “Bi’şey yapmalı Hey!!” dememe, “La bu nasıl bir dünya olur ki acep?” diye hayallere dalmama neden olan bir yazı…

Yazının linki için tıklayın

Yazı özetle diyor ki:

A senior scientist at MIT has declared that we are facing an epidemic of autism that may result in one half of all children being affected by autism in ten years.

El- meal:

MIT’den  bir bilim insanı, 10 yıl içinde tüm çocukların yarısını etkileyecek bir otizm salgını ile yüz yüze olduğumuzu duyurdu.

Anladınız mı?

10 yıl içinde (2025 yılında)
Tüm çocukların
Yarısı
Otizmli

ANLADINIZ MI?

Aloo, tüm çocukların yarısı! 10 yıl içinde!! Otizmli!!!

Hani siz şimdi “ah yazııık” diyor; Her yıl 2 Nisanda  facebook profillerinizde “farkındayız” yazınca  görevinizi yaptığınızı düşünüyor, alışveriş merkezlerinde konser vermelerinden, sizin muhteşem biricik pırlanta çocuğunuzla aynı sınıfta okumasından rahatsız oluyor; “o tip” çocukları okullarınıza almıyor, sizden çok uzak, hayatınıza hiç rastlamayacak zannediyorsunuz ya… Hani o “Rain Man” sizinle hiç ortak noktası olmayan biri, “öyle” doğmuş, binde bir bi’ “tip” sanıyorsunuz ya…

Hah, diyor ki bu yazı, “Uyan da balığa gidelim, bu o kadar ender bir durum değil. Şu anda her 68 çocuktan biri otizm spektrumu içinde. Bu oran 1970’lerde 2000 de bir idi, bu artış hızıyla devam edecek olursa 2025’te her iki çocuktan biri bu spektrumda olacak

Her iki çocuktan biri ne demek? Her ailede ortalama iki çocuk var desek çok yanlış olmaz herhalde, değil mi? Eveeeett, sanıyorum ki anlamaya başladınız:)

Madem aynı noktaya yaklaştık, daha hızlı ilerleyebiliriz. Her 68 çocukta bir  demek, kabaca %1,5 demek. Yani, her 200 çocuktan üçü OSB içinde sayılıyor.  Bu oran en bildiğimiz farklılıklar olan Down Sendromunda(mongol değil, lütfen)  1/800,  Serebral Palsy’de (spastik değil, lütfen)  1/250.

Bu inanılmaz artışın nedeniyle ilgili görüşler muhtelif, ayrıca bu yazının konusu dışında…

Peki biz bu çocukları niye görmüyoruz, nerede bu çocuklar? Hiç uzatmadan söyleyeyim, evlerinde. Aileleri mecbur olmadıkça dışarı çıkarmıyor, çıkarırlarsa da mümkün olduğunca kimseye görünmemeye çalışıyorlar. Neden peki? Neden en büyük ilacı “doğal gelişen yaşıtlarıyla birlikte olmak” olan bu çocuklar evlerinde hapis hayatı yaşıyor? Onu da ben yazmayayım isterseniz, siz Arif olun da anlayın…

3/200 çocuk böyle yaşıyor, peki. 10 yıl sonra her iki çocuktan birini, hemen her aileden bir çocuğu böyle evde hapis tutabilecek miyiz?

Her aile bir çocuğunu evde hapis tutabilecek mi? Sanki bir ayıbı varmış gibi gizleyebilecek mi? Gizlemeli mi ayrıca? Gizlemesini istemeye, istemeyi bırak düşünmeye hakkımız var mı?

Bir de şu tarafı var, her iki çocuktan birini “marjinal” ya da “yok” sayabilecek miyiz?

Herhalde 2025’de “otizm yeterince arttı, artık dursun” olmayacak. Artış devam edecek, bugün “normal” olan bizler, azınlık olacağız, O zaman ne olacak? Nasıl bir dünyada yaşıyor olacağız?

Şimdiden birlikte yaşarsak neler değişir? Birlikte yaşayamayacak kadar farklı mıyız sahiden?

Bunların cevabını bu yazıda vermeye çalışmayayım, yazı zaten yeterince uzun oldu, yazması da yeterince uzun sürdü.

Gelecek ola, hayrola…

1 Yorum

  • Reply Bir Çocuğun 12 Yaşına kadar kazanması gereken yaşam becerileri – Araflı Şehrazad 26 Eylül 2016 at 7:24 am

    […] geçtikçe daha sabırsız, daha bencil, bazı nöropsikolojik farklılıklara daha yatkın (bu ve bu yazılarıma bir göz atmak isteyebilirsiniz belki) olmasının nedeni olarak çocuk doğasına […]

  • Yorum Yaz