Döneğim, Döneksin, Dönek….

Dündü sanırım, Niran Ünsal’in tesettüre girdiği, oğlunu İHL’e gönderip hafız olarak yetiştirmek istediği,  çocuklarını ninni yerine dualarla uyuttuğuna dair bir haber okudum. Huyum kurusun; bir habere yapılan yorumları, yapılan haberin kendisinden daha ilgi çekici buluyorum. Tabii ki vaktim yettiğince kim bu konuda ne düşünmüş okumaya çalıştım.

Beni hiç şaşırtmayacak şekilde, yorumlar iki gruptu: “Hayırlı olsun, doğru yolu bulmuş, ah ne de yakışmış…” ile “Bir dönek daha işte, AKP’den konser teklifleri yağar artık, biz bunun(!) cemaziyel evvelini de biliriz, para için bu da yapılır mı?..”

Bu yazının ilk paragrafı bu olmalı aslında, “pornografinin adı özgürlük olmuş, açık saçık klipler çekiyorlar, ben hiç yapmadım, şimdi soyunuyor olsam sevinirdiniz ama..” tarzı söyledikleri için hanımefendiyi ne kadar kınasak az. Olduğu gibi kabul edilmek, tercihleri için kınanmamak sadece sizin gibi düşünenler içindir diye düşündüğünüzde varacağınız yer bellidir. Zaman değişir, güç el değiştirir,  bu şefer de yeni dönemin “makbul yaşam tarzı” na uymayanlar kınanır, baskı altına alınmaya çalışılır. Güfte değişir ama beste hep aynı kalır. 28 Şubat döneminin bin yıl süreceğini düşünenler önünüzde örnek, hiç mi ders almazsınız kuzum?

Lakin, bu “daha mütedeyyin görünümlü bir hayata geçenlere” ilk elden “dönek” diye saldırılması hakkında iki satır lafım var. Bir nevi beyin fırtınası diyebiliriz.

Niran Ünsal’ın samimi olduğuna inanmak benim için zor. Kendisini popülist ve samimiyetsiz buluyorum öteden beri. Dolayısıyla bu kesinlikle kendisini savunma yazısı olmayacak.

Bu hayat tarzını seçenlerin son 10 yılda katlanarak arttığını görmüyor değilim. Tabii ki mütedeyyin görünümlü yaşamak çok daha kolay, çok daha saygın, çok daha “norm” oldu. Deşmek isteğim konu, buna uymanın hakikaten çıkar amaçlı mı olduğu, gerçekten insanın böyle bir değişimi kendi içindeki bazı değişiklikler nedeniyle yaşayıp yaşamayacağı.

Bunu deşerken masaya kendimi yatıracağım. Bendeniz, son derece laik, Atatürkçü, hayat tarzını hiçbir şekilde herhangi bir dinin kurallarına göre belirlemeyen bir sülalenin, nispeten daha mümin bir ferdiyim. Klasik bir “kalbim temiz müslümanı”yım aslında, “arada namaz da insanın içini huzur dolduruyor, çok şükür iki satır Kur’an meali okudum, oruç tutacağım ama vallahi sağlığım elvermiyor…” cümlelerini hem çok kullanıyorum, hem de çevremde çok duyuyorum.

Dine bakış anlamında çok sıra dışı olmadığımı zannediyorum. Bizim gibiler, İslam dinini, Kur’anın emrettiğinin çok altında ama kendi yapabildikleri seviyede yaşarlar. Daha fazlasını yapmak isterler ama hayat işte… Bazen bir rüzgar eser, “ya, namaza da başlasam, en azından her gün iki rekat kılsam, içkiyi bıraksam, kışa denk gelse de oruç tutsam..” deriz, ama pek gerçekleştiremeyiz. Olsun, “bizim kalbimiz temiz” dir, “Allah affeder inşallah” tır, falandır, filandır..

Bunları gerçekleştirmeye en büyük engel de tahmin edebileceğiniz gibi “çevre” dir. Yani, etrafınızda dini ritüeller, ibadetler, uygulamalar ne kadar az olursa, siz de o kadar az bu kararları alıp uygulayabilirsiniz.

Şimdi ben, İstanbul’dan her beyimköy’e gittiğimde, kılınan beş vakit namazları, edilen duaları, gidilen mevlütleri gördüğümde “ben de yapabilir miyim?” diye dönüyorum. Yani, burada da böyle bir hayat içinde olsam, etrafımda bu hayat şekli devam ediyor olsa, doğaldır ki, ibadet ve ritüeller daha çok hayatıma girecek.

Yani iki hayat arasında “dönüp” duruyorum aslında ben de. Sadece başörtüsünü kapsamadığı için dışarıdan pek belli olmuyor bu gel-gitlerim:)

Daha muhafazakarlaşan bir ülkede, çevrenizdeki başörtülüler bir bir artarken, başörtüsü “şık” bir giyim şekli olabiliyorken, başörtülü olmak “daha makbul” olmuşken, sizin de içinizde “olsa mı olmasa  mı” duygusu varsa, “eh ben de gireyim” demez misiniz? Yani zaten içinizde bu istek vardı, bir de takdir edilen bir durum oldu, ballı ekmek kadayıfı olmadı mı?

Hülasa; bu döneklik midir? Samimi değil midir? Bilemedim, bana son derece olabilecek bir durum gibi geliyor…

HÂMİŞ:

  1. Bu yazıyı okuyup, “Hiiii, Selin, Sen?” diye gelmeyin, gelmişim kırk yaşıma…
  2. Niran Hanım, Allah kabul etsin…

Yorum Yok

  • Reply Araflı Şehrazad 8 Aralık 2014 at 12:37 pm

    'çok ötesinde' yorumunuza katılıyorum. Ve hatta bana sorarsanız, kapanmak işin daha kolay tarafı.( iktidar ve onlara yandaş görünme kısmını es geçiyorum.) Yorumunuza çok teşekkürler.

  • Reply Adsız 4 Aralık 2014 at 1:23 pm

    Bence bu dinin tam anlasilamamasindan kaynaklaniyor. Bu yola girince maalesef insanlarin ilk akla gelen sorusu kapanacak misin oluyor. Gercek anlamda islam dini kapanmadan, örf ve adetlerin cokta ötesinde. Hatta bu tarz kapanma haberleri görunce, yine sekilcilige takilmis birisi daha diye dusunuyorum.

  • Yorum Yaz