Kerem nasıl? E ozman niye?

Ohoooo, ne kadar uzun bir ara vermişim. Eh, “Seliiin, yeni yazılar nerde? Seliiin, özlettin kendini, Seliiin, hadi yaaa” diyen olmayınca ve konu benim kendimi motive etme becerime (self motiveyşın) kalınca böyle oldu. Bir gün bir iş görüşmem olur da bana “kendinizi motive edebilir misiniz?” diye sorulursa, bu blog’u göstereceğim:)

Daha bu blog dutluk iken, sevgili HocAnne zamanında bana söyle yazmıştı. “Yazın. Yazdıkça yazasınız, yazmadıkça yazmayasınız gelir.” Yaa, ozman sizli bizli idik, simdi “benim KKÖ arkadaşlarım da vaaaaaar” :) Eh, yazmadıkça yazmayasım geldi cidden.

Konuyu nasıl dağıttım yahu, neyse sadede geliyorum. Son 8 aydır Kerem, Kerem’in terapisi, Kerem’in özel eğitimi, Kerem’in -olmayan- tanısı, Kerem’in terapi arkadaşları ve aileleri derken; başka bir dünyam oldu. Eh, sosyal medyada yaşayan tipik bir Türk-genç-beyazyaka-anne olduğum için bu yeni dünyam aynen sosyal medya hesaplarıma yansıdı.

Bu durumda gelen sorulara ve eleştirilere cevap vermekte faide görüyorum..

Evet, Kerem gayet iyi. Eğitime şahane cevap verdi, şu an yaşının  normlarında, dışarıdan fark edilen hiç bir farklılık yok. Kreşte gayet keyifli ve uyumlu. Dolayısıyla ben “Farklı gelişen çocuklara ayrımcılık yapmayın. Biraz empati kurun. farklılıkların farkına varın.” derken kendi oğlumu kastetmiyorum. Kerem, bu tip ayrımcılığa uğrayacak bir durumda değil. Zaten olsaydı, bunları bu kadar rahat yazabilir miydim bilmiyorum. Zira isteme, talep etme konularında pek başarılı değilim.

Peki derdim ne? Neden “E tamam Kerem iyi, artık bırakayım bu işleri” demiyorum? Neden farklı gelişen çocuklar imkanlar ölçüsünde hayatlarımıza girsin, onlar ve aileleri bir de ayrımcılık yüzünden acı çekmesinler diye elimden geleni yapmaya, bir farkındalık oluşturmaya çalışıyorum? Neden tek derdim buymuş gibi davranıyorum?

Aklıma gelenleri sıralamaya çalışayım:

  • Kerem’in iyi olması ne benim başarım, ne de yaptığım bir şeyden dolayı ödülüm. Sevgili terapistimiz Songül’ün payını asla küçümsemiyorum, onu tanıdığım günü hayatım boyunca şükürle anacağım ama sonuçta çok şanslı olduğumuz için bugün bu durumdayız. Bu şansın nedeni “iyi düşündüm, iyi oldu” olabilir, verilmiş sadakam olabilir, aklıma gelmeyen bir sürü şey olabilir. Ama buna bir şekilde şükür etmem gerek. Bunun -benim anlayışıma göre- en iyi yolu da -elimden geldiğince- şansımı paylaşmak.
  • “Artık iyiyiz” deyip, dönüp gitmeyi, bunları geride bırakmayı, bu süreçte tanıdığım insanları, tanık olduğum öyküleri unutmayı son derece ayıp buluyorum. Bu şekilde davranırsam bana verilen bu şansı, çıkan bu piyangoyu kötüye harcayacakmışım gibi geliyor. Bu şans bana haydan gelmedi, huya gitmesini sağlamaya da hakkım yok.
  • İyi bir insan olmak, ihtiyacı olanlara yardım etmek, yardım etmeyi bir iş, bir uğraş, bir yaşam tarzı olarak edinmek her zaman hayalim oldu. Sadece neyle uğraşacağımı bilmiyordum. Empati kurabileceğim, gerçekten içimi yakan, en önemli diye düşündüğüm bir konu olmalıydı(o nedenle hayvanlar olmadı), bir şeyleri değiştirebileceğimi düşündüğüm bir konu olmalıydı(o nedenle çevre olmadı), her öyküde beni darmadağın edip “batsın bu dünya” dediğim, yaşam enerjimi kaybettiğim bir konu olmamalıydı(o nedenle çevre ve kadına yönelik şiddet olmadı). Bunların hepsini “farklı gelişen çocukların ve ailelerinin hayatlarını daha kolay hale getirme” için hissediyorum. Bu tamamen kişiseldir, herkes için konu farklıdır, buna da saygım sonsuzdur.
  • Sosyal duyarlılık için sosyal medya çok uygun, paylaşım yapmak, duyurularda bulunmak çok kolay. Ama bununla kalmamaya çalışıyorum. Derneklere üye olup somut katkıda bulunmak, bu konuda somut fayda sağlayan tanıdıklarıma elimden gelen desteği vermek gibi “facebook’tan kısmen görünen” çabalarım da var. Tüm duam, Allah yardımcım olsun, bu konuda kullanmak için daha çok imkan versin ve beni utandırmasın.

İşte budur durum(uz.): Paylaşımlarım, daha iyi ve daha kolay bir yöntem bulana kadar sürecektir. Hayatımı, istediğim ve hayal kurduğum şekilde değiştirmek için neler yaptığımı da başka bir yazıda anlatmayı planlıyorum.

Arayı fazla açmamak üzere, Allahaısmarladık:)

Yorum Yok

Yorum Yaz