Taze YGB Velisine Açık Mektup

Sevgili Arkadaşım,

Seninle şahsen tanışmıyoruz, belki hiç tanışmayacağız ama bu mektubu seninle aynı yoldan geçmiş, aynı acıları ve korkuları yaşamış ama tecrübe olarak senden biraz daha ilerde biri olarak yazıyorum ve kader ortaklığının verdiği bir arkadaşlığımız olduğuna inanıyorum. Ben senin arkadaşınım ve sen benim arkadaşımsın. Ve arkadaşın olarak, arkadaşıma yazacaklarım var, beni okumanı rica ediyorum.

Belki bir doktordan yeni duydun bu teşhisi, belki henüz resmi teşhisini almadın ama çocuğunda YGB olduğundan şüpheleniyorsun. Aklın sürekli çocuğunun yapabildiklerinde/yapamadıklarında. “Konuşmuyor ama göz teması var, aslında sadece hiperaktif gibi, işine gelince komut alıyor aslında değil mi?…” Kendini yapayalnız hissediyorsun. Korkudan aklını kaçırmak üzeresin. Bir damla umut için nereleri, kimleri arayacağını bilemiyorsun. Gelecek çok karanlık, neler olacağını hiç bilemiyorsun.

Düzelir mi? Çocuğun “normal” olacak mı? Konuşabilecek mi? Normal okullara gidebilecek mi? Bağımsız bir hayat sürdürebilecek mi? Ayrımcılığa maruz kalacak mı? Sorular bir an aklından çıkmıyor, korkular seni hiç bırakmıyor.

Bir şubat günü, Kerem’in durumundan şüphelenmiş ama henüz özel eğitime başlamamışız. Bir alışveriş merkezinde elimde monopoli oyunu, hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım. “Ben çocuğumla bu oyunu oynayabilecek miyim?” diye ağlıyordum. O zamana kadar çocuğumla monopoli oynamaya özendiğimden hiç haberim yoktu:) (bunu yazarken bile gözlerim doldu, o kadar net hatırlıyorum o acı dönemi)

Sana bir kaç şey söyleyeceğim, içindeki karanlığa bir mum ışığı olmasını umarak..

  1. Yalnız değilsin: Bu durum ne kadar yaygınmış meğer, ne kadar tanıdığın tanıdığının çocuğunda varmış.. Zamanla sen de göreceksin. Onlarla tanışacaksın, arkadaş olacaksın. Birbirinize destek olacaksınız. Kim bilir, belki bir gün sen de böyle bir mektupla zamanında sana destek olanlara bir şekilde teşekkür edeceksin..
  2. Senin yüzünden değil: “Ben TV izlettim ondan oldu”, “Onunla daha çok ilgilenseydim/oynasaydım böyle olmazdı” .. diyorsan eğer, tek bir cevabım olacak sana : İNŞALLAH ÖYLEDİR.. Çünkü o zaman çözüm daha da kolay, sen davranışını düzelteceksin, onunla daha çok oynayacaksın, TV’yi kapatacaksın.
  3. Çaresiz değilsin: Şu an yapacağın şey, hala yapmadıysan, çocuğuna iyi bir merkezde özel eğitime başlatmak. İyi ellerde eğitim alan çocuğun ilerleme kaydedecek. Onun ilerlediğini görmek acılarını, korkularını azaltacak. Onun ve senin gösterdiğiniz çaba, sizi birbirinize bambaşka bir şekilde bağlayacak. Her yeni kelimesi senin madalyan, her öğrendiği şey yüreğine serpilen bir bardak su olacak. Zaman geçtikçe YGB’ye goller atacaksınız birlikte. Bol sabır, bir de doğru merkez/terapist seçimi…
  4. Bu en kötü döneminiz: “Bilmem kim üç yaşına kadar böyleymiş, sonra birden bozulmuş,vıdı vıdı vıdı..”  Boş ver bunu! Siz terapi sürecine girdiniz. Tabii ki kimin başın ne geleceği belli değil ama bu işin normal akışı, çocuğun iyi ellerdeyse ama hızlı ama yavaş, bir ilerleme olması. Bugünkü halinde kalmayacak, bundan kötü olmayacak. Beni bu düşünce çok rahatlatmıştı.
  5. Her şey çok kıymetli olacak: Her anne babanın korkulu rüyası olan “inat ve karşı gelme çağları” sizin evinizde şenliklerle kutlanacak. Çocuğunuzun çok konuşması sizi hiç bunaltmayacak. Siz ne emekler verdiniz o kelimeler için, o kelimeler sizin ödülünüz. Kanserle mücadele edenlerin hayatın kıymetini daha iyi anlaması gibi, çocuğumuzun yaptığı her şeyin ne kadar kıymetli olduğunu çok iyi bileceksin. Hem neydi? Sevgi emekti..
  6. Bu işin takvimi yok: Toz pembe değil tabii her şey. Maalesef çok belirsiz bir yola çıkmış durumdasınız. Ne zaman ne kadar ilerleyeceğini bilmiyoruz. Neleri başarıp neleri başaramayacağını bilmiyoruz. Ne kadar süre terapi göreceğini bilmiyoruz. Günü yaşamayı, kendine küçük hedefler koymayı öğreneceksin bu süreçte.
  7. Çok yorulacaksınız: Çocuğunu terapiden terapiye, aktiviteye,kreşe taşıyacaksın. Aklın sürekli onunla neyi nasıl oynayabileceğinde, hangi oyunun ne yarar sağlayacağında olacak. Yorucu, çok yorucu.Ne kadar destek alabilirsen al. Çocuğunla farklı farklı kişiler de oynasın, hem ev işi hem (çalışıyorsan) çalışma hayatı, hem çocuk hepsini birden başarmaya çalışma. Yaptığın işi asla küçümseme.

İşte durum böyle. Buraya kadar okudun,okumadan öncekine göre daha iyi olduğunu umarım. Senin için (sizin için, bizim için) daima duacıyım.

Kendine ve kuzuna çok iyi bak,

Sevgiler.

3 Yorum

  • Reply Hakkımızda Sıkça Sorulanlar – Araflı Şehrazad 23 Aralık 2016 at 11:39 am

    […] olmaya çalışacak ve alabildiğiniz kadar destek alacaksınız. Belki bu yazı içinizi biraz […]

  • Reply Ekim Ozaydin 10 Temmuz 2015 at 7:57 pm

    Bunu simdi okudum. Aglattiniz beni…

  • Reply MUTLUKEDİLER 9 Temmuz 2014 at 8:51 pm

    çok güzel şeyler yazıyorsun…seni, iç alemini çok daha iyi anlamama yarıyor..bilgileniyorum da..empati ile anlayabildiğim şeyler somutlaşıyor…durma! hep yaz…keyif, merak, iç burgusu, ümit v.s v.s…bir dolu duygunun karışımıyla okuyorum…SENİNLE ÇOK DA GURUR DUYUYORUM..TAKİPTEYİM..))))

  • Yorum Yaz