Don Camillo ve Kutup Kutup Bir Ülke

Babadan yana çok şanslı biriyim ben. “Baba yadigarı” diyebileceğim çok şey var hayatımda. Babamdan bana kalan verdiği -ne kadarını alabildiğimi bilemediğim- erdemlerden sonra önemli yadigarlardan biri “Don Camillo ve Peppone” ikilisi.

“Don Camillo” serisi İtalyan komedi yazarı Giovanni Guareschi’nin en ünlü eserleri. Beş kitaptan oluşuyor:

  • Don Camillo ve Şeytan
  • Don Camillo ve Hayırsız Oğul
  • Don Camillo Çıkmazda
  • Don Camillo’nun Küçük Dünyası
  • Don Camillo Moskova’da
Kitaplar soğuk savaş zamanlarında İtalya’da geçiyor. Don Camillo, Po Ovasında küçük bir kasabanın papazı. Son derece dindar, ama bir o kadar da laf ebesi ve sinirli biri. Onu en çok sinir eden de kasabanın Komünist belediye başkanı Peppone (Guiseppe) Botazzi. Peppone ile, bizim Karagöz-Hacivattan tanıdık bulacağımız atışmaları, ama zor zamanlarda çaktırmadan birbirlerine verdikleri destekler, Don Camillo’nun sinirine hakim olamayarak attığı tokat ve tekmeler ve Hz. İsa’dan dilediği özürler tadına doyulmaz bir atmosfer ve okuma şöleni sunuyor..

Bu arada, serinin filmleri de var, Fransız komedyen Fernandel Don Camillo’yu canlandırıyor. Film serisini Fransa’da bulmak oldukça kolay. Tek sıkıntı, Fransızların Fransızca aşkı yüzünden İngilizce altyazı isterseniz diyaloglar İtalyanca orijinali değil Fransızca dublaj oluyor o da atmosferi (bence) biraz bozuyor.

Bir zamanlar bu seriyle ilgili ne hayallerim vardı, bir bilseniz… Bu seriyi kendimize uyarlayıp biz dizi senaryosu haline getirecektim. Baş karakter Recep Kamil Kahtalı (evet, çooook yaratıcıyım:P) İç Anadolu’da bir köyün imamı, dedesi Köy Enstitü’lü, üç kuşak CHP’li Mustafa Kemal Yılmaztürk de köyün muhtarı olacaktı. Sürekli didişecekti bunlar. MKY, RKK’ ya sürekli laiklik üzerinden laf çarpacak, RKK da “sen gül şimdilik, ateş seni çağırıyooo” diyerek bıyık altından (pardon, bıyıksız sakalının üstünden) gülecekti. RKK arada dayanamayıp MKY ile güreşecek, sonra pişman olup kendini oruca vuracaktı. Başörtüsü üzerinden sürekli atışacaklar, ama MKY bir sıkıntısı olduğunda soluğu camide alacaktı. Bu gizli ziyaretler tüm kavgalarına rağmen aralarında bir sır olarak kalacaktı.

Malum, hristiyanlığın tersine, bizde din adamlarının aile sahibi olmaları teşvik edilen bir şey. RKK’nın eşi ve 4 çocuğu olacaktı. MKY’ın modern ailesi ise tek oğulla yetinecekti. Bir Türk dizisinin olmazsa olmazı umutsuz aşk ise MKY’ın oğlu Timur ile RKK’nın kızı Sümeyye arasında yaşanacaktı. Dizi bir taraftan alışık olduğumuz atışmaları içerirken, bir yandan da “yok aslında birbirimizden farkımız” mesajını verecekti…

Tabii tüm bu hayaller Gezi’den, kutuplaşmanın bu kadar ayyuka çıkması ve keskinleşmesinden, insanların birbirlerine ettikleri hakaretleri görmemden, evladı dövülerek öldürülmüş bir annenin yuhalanmasından, illa bir kampta asker olmanın dayatılmasından, birlikte yaşamaya dair tüm güzel umutlarımın güzel atlara binip gitmesinden önceydi…

Ne diyeyim? Hayırlı Ramazanlar…

Yorum Yok

Yorum Yaz