Daha Sade Bir Hayat…

Başlık yakın zamanlarda okuduğum bir kitap. Doğan Kitap’tan çıkmış, Anne Baba Akademisi kitaplarından. Kim John Payne ve Lisa M.Ross yazmışlar. Tam da “hayatımı nasıl sadeleştirmeliyim, çok kalabalık bir evim var, dağılıyorum toplanamıyorum…” diye düşünürken karşıma çıkmıştı bu kitap. Almış, ama uzunca bir süre okuyamamıştım. Sonunda elime aldığımda bir kaç gün içinde okuyuverdim. Eşya almalara doyamayan ve asla elindekini atamayan kocamı bu kitabı okumaya ikna edemedim (Bu yazıyı okursun belki?:D) Ama siz okuyun lütfen, çok ufuk açıcı ve huzur verici bir kitap…

Fikir olması için kitabı okurken altını çizdiğim yerleri buraya ekliyorum. Oldukça uzun olacak, ama 265 sayfa bu, boru değil:)

Bu arada, okumuş olanlarla bu kitabı tartışmayı çok isterim..

“Sadeleştirerek çocukların kendi benliklerini yavaş ve gerektiği gibi keşfedebilecekleri ortamı korumuş oluruz”

“Günlük hayatımızın hızı, çocukluk dönemine özgü hızla uyumlu değil.”

“Çok fazla oyuncak, çocukların kendi dünyalarını keşfetme becerisini kısıtlar, dünyayı daha sığ görmelerine yol açar.”

“Çocuklarımız, saygı göstermemiz gereken içsel bir doğayla dünyaya gelirler.”

“(Çocuğun çok fazla oyuncağı olması hakkında) Çocuklarımıza net bir şekilde ulaşan mesajlar şunlardır: ‘Mutluluk satın alınabilir!’ ve ‘Dünyanın merkezinde sen varsın!’ “

“Bir çocuğun bir oyuncağa gösterebileceği ilgi, çok fazla oyuncağı olduğunda azalır ve gölgelenir.”

“İronik bir şekilde, bu oyuncak fazlalığı, çocuğun yaratıcılığını tetikleyen bir şeyden mahrum kalmasına neden olur: can sıkıntısı”

“Çocukların güçlü adalet duygularını (yani ikiyüzlülüğü fark edebilme becerilerini) düşündüğümüzde değişiklikler tek taraflı olmayacaktır. Eğer evin her yeri tıka basa doluysa, çocuğunuzun odasını sadeleştirme çabalarınız kalıcı olmaz, Bu durumda ya çocuğun odası yeniden kalabalıklaşır ya da onun odasının sadeliği, size evin geri kalan kısmını sadeleştirme konusunda ilham verir. “KOCACIIIIM, SESİM GELİYOR MU????????

“Çocuğunuzun odasındaki oyuncakların çoğu ya kırıktır ya da bir parçası kayıptır. Bunları doğrudan ‘çöpe atılacaklar’ torbasına koyun.”

“Bir oyuncağın ne kadar az işlevi varsa, oyunda o kadar çok şeye dönüşebilir. Bir çocuğa verdiğiniz şey ne kadar sadeyse o kadar çok ilgisini çeker ve dikkatini güçlendirir.”

Saklamaya Değmeyen Oyuncaklar:

  1. Kırık oyuncaklar
  2. Gelişime açık olmayan oyuncaklar
    “Çocuğunuz sağlam bir oyuncak kamyonla ya da bebekle yıllarca oynayabilir. Film kahramanlarının oyuncakları veya yaş grubuna yönelik oyuncakların ‘son kullanma tarihleri’ bellidir.”
  3. ‘Sabit’ oyuncaklar
    “Ortalama bir oyuncak yığınındaki oyuncakların çoğu, filmlerden, çizgi romanlardan veya televizyon programlarından çıkma, detaylı plastik oyuncaklardır.”
  4. ‘Çok fonksiyonlu’ ve çabuk kırılan oyuncaklar
  5. Çok fazla uyarıcı içeren oyuncaklar
  6. Rahatsız edici oyuncaklar
    “Bu oyuncaklar korkunç sesler çıkarırlar veya çok çirkindirler, çocuğu rahatsız etmese bile anne babayı rahatsız ederler.”
  7. Çocuğunuzun gelişimine katkıda bulunduğunu iddia eden oyuncaklar
    “Çocuğunuza bir oyuncağı satın almazsanız, onun yaşıtlarından ‘geri kalacağından’ veya onlara ‘yetişemeyeceğinden’ korkuyorsanız, yani kendinizi baskı altında hissediyorsanız, muhtemelen söz konusu oyuncağı almak istemiyorsunuzdur.”
  8. Baskı altında satın aldığınız oyuncaklar
  9. Yıkıcı oyunlara neden olan oyuncaklar
  10. Çok sayıda ve aynı olan oyuncaklar
    “Çocuğunuz aynı oyuncağın farklı çeşitlerine veya kopyalarına sahipse bunları, daha kontrol edilebilir ve sevebileceği bir sayıya indirin.”
    “Çocuğumuza içten bir bağ kuramayacağı kadar çok sayıda, gereksiz oyuncak sunarsak, ona ilişkilerin geçici olduğu mesajını vermiş oluruz.” 

“Çocuklar oyun oynamak için çok fazla oyuncağa veya belirli bir oyuncağa ihtiyaç duymazlar. En çok ihtiyaç duydukları şey serbest zamandır.”

“Çocuğumuzun yürümesi için acele edersek veya ona bu konuda yardımcı olmak için endişeyle çabalarsak, onun sinirlerinin gelişiminde temel bazı aşamaları atlamasına neden olabiliriz.”

“Çocuğunuzun oyun ortamını dokunma duyusu anlamında çeşitli açılardan gözden geçirin. Dokunmaya davet eden doğal malzemeler, onun keşiflerine, duyusal safarilerine ilham kaynağı olacaktır.”

“Çıngıraklar, yuvaya yerleştirilen küpler,bebek giysileri, ipekler ve eşarplar, ağır yün battaniyeler ve örtüler, avuç içinde yumuşayan balmumunun ve kilin esnekliği, ıslanınca renk değiştiren çakıl taşları, yamrı yumru kökler ve sopalar, tahılla doldurulmuş torbalar bu görevi görebilir.”

“Emekleme çağındaki bebeklerin bile kendi ‘gerçek’ mutfak aletleri olabilir; ekmek tahtası veya tabak, önlük, sebze fırçaları, oklava, tencere, tava, çırpma teli ve elmaları parlatmak için kullanılan bezler gibi. Bahçe aletleri de gerçek olmalıdır: el arabası veya çekçek, küçük ama gerçek bir kürek, tırmık ve mala gibi. Çocuğun dokunduğu şeylerin olabildiğince gerçek olması önemlidir.”

“Kostümler, şapkalar ve aksesuarlar harika oyun araçlarıdır ve bence her çocuğun oyun araçları arasında bulunmalıdır. Detaylı ve belli başlı karakterlere özgü kostümler değil, çok basit şeyler tercih edilirse, çocuğa hayali oyunlarında çeşitli ve kalıcı imkanlar sunulmuş olur.”

“Bir çocuk oynadığı oyunlarda ne kadar çok şey yapar, görür, hisseder ve deneyimlerse, dünyayla o kadar güçlü bağlar kurabilir.”

“Çocuklar, meşgul olmaktan ve işe yaramaktan çok hoşlanırlar. Etraflarında yapılan işlerin, tamiratların bir parçası olmak onları mutlu eder. Çocukları ‘eğlendirmenin’ en iyi yolu, onlara görev vermek, aile hayatının ‘işlerine’ dahil etmektir.”

“Doğayı keşfetmek için bol zamanın ve fırsatın olduğu bir çocukluk dönemi, gerçekten zengin geçirilmiş bir çocukluktur.”

“Çocuklar, ister sade ister ihtişamlı olsun, kendilerine özel bir yere ihtiyaç duyarlar. Mesela mukavva bir kutu veya masa ve battaniyelerden -veya daha serbest olarak iplerden, kumaşlardan ve mandallardan yapılma- bir kale bu ihtiyaca cevap verir.”

“Ekranlar ve aletler kalıcıdır; bunlar 16 yaşındaki çocukların çoğunun hayatlarının bir parçasıdır. bununla birlikte, türümüzün ortaya çıkmasından beri geçerli olan bir başka şey de hala geçerliliğini koruyor: Hayatta başarı ve mutluluğun temel göstergesi, başkalarıyla geçinebilme becerimizdir. Ekranların buna bir katkısı yoktur.”

“Sadeleştirilmiş bir çocuk odasında mutlaka resim kağıtları, sağlam pastel boyalar ve boya kalemleri, boyalar, balmumu, kil veya oyun hamuru, kumaşlar, makas, yapıştırıcı ve sanat çalışmaları yapmaya uygun biralan bulunmalıdır.”

“8-9 yaşından küçük çocuklar, herhangi bir zamanda sadece bir veya iki kitaba erişebilmelidir. Çocuğun odasında, kitaplığında sadece bir düzine veya daha az sayıda sevdiği kitaplardan bulunmalıdır. Bu kitaplar çocuğunuzun dönüp dolaşıp yeniden okuyacağı kitaplardır; çocuğunuz büyüdükçe sevdiği bu kitap grubunda değişiklikler yapabilirsiniz. 7-8 yaşa geldiğinde, ilgi duyduğu konular hakkındaki bazı referans kitaplarını da bu gruba ekleyebilirsiniz; mesela böcekler, atlar veya uçaklarla ilgili kitaplar.” Canım Kocam, okumayı bırakma n’olur! yazının ilerisinde 35 yaşından sonra evde 2839139218392 kitap olmalıdır yazıyor, valla bak.:)

“Çocuklarınız büyüyüp kendi başlarına kitap okumaya başladıkları zaman bile, daha önce okumuş oldukları bir kitabı yeniden okumak istemelerine veya daha önce defalarca dinledikleri ve ezbere bildikleri bir aile hikayesini yeniden dinlemek istemelerine şaşırabilirsiniz.” Ne çocuğu, ben hala öyleyim?:)

Kitap seçimi Kriterleri:

  • Gelişimsel anlamda uygun mu?
  • Kitap belirli bir ürün veya televizyon karakteriyle mi ilgili?
  • Kitap yavaş yavaş çözülen bir hikaye mi anlatıyor yoksa ‘darmadağınık’ bir hikaye mi?
    “Kitap çocuğun hayal gücünü çalıştırmak için mi, yoksa onu ‘uyarmak’ için mi yazılmıştır? Buradaki ayrım çok önemlidir, çünkü kitaptaki görüntüler çocukların rüyalarına girer.” 

“Bariz amaçlar dışında çocuğunuzun giysilerinin başka hiçbir şey ‘ifade etmesi’ gerekmez. ‘Okula gitmek için giyindim’ ya da ‘rahatım ve oynamaya hazırım’ gibi. Alışveriş yaparken basit tercihler yapın: Çocuğunuza v bütçenize uyan bir kot pantolon bulursanız, bundan birkaç adet alın. Giysi seçeneklerine kadar az olursa, giyinme işi de o kadar sadeleşir.”

“Giysileri sadeleştirdiğinizde geçiş dönemlerini de kolaylaştırmış olursunuz. Böylece çocuğunuzu hem çok fazla seçeneğin getirdiği yükten kurtarırsınız hem kişisel ifadesinin de yavaş ama kesin bir şekilde gelişmesini sağlarsınız.”

“Giyimde çeşit ve modaya uygunluk, genellikle ergenlik öncesi çocuklardan ziyade anne babaları için önemlidir. Çocukların kimliklerini oyun esnasında geliştirmeleri, takındıkları dış görünümden çok daha önemlidir. İnanın ki, çocuğunuz o güçlü benlik bilinciyle ergenliğe ulaştığında, kendini zaten moda ve başka araçlarla mutlaka ifade edecektir.”

“Çok fazla uyarıcı, duyuların çok fazla yüklenmesine neden olur. Evinizde sadece seslerin tonunu ve şiddetini azaltmayın, aynısını ışıklar ve kokular için de yapın.” O duyduğunuz kahkaha kocama ait, fena faka bastım:)

“Çocuklarınız küçükken, yerleri halı kaplamak ve odaların tavanlarını kumaşla kaplamak işe yarayabilir. Bu da basit bir öneri ama ben, bir çocuğun günün sadece ufak bir bölümünü mum ışığında geçirmesinin çok önemli olduğunu fark ettim. Uykuya geçerken, özellikle de çocuğunuz geceleri korkmuyorsa lambaları yavaş yavaş eksiltin, hatta gece lambalarını bile kapatın; böylece uyku kalitesi artar ve uyku daha besleyici olur.”

“Ev hayatınızın ritmini arttırmak, çocuklarınızın hayatlarını sadeleştirmenin en etkili yollarından biridir.”

“Hedefiniz ritim ve ritüel olmalıdır; öngörülebilirlik ise başarabileceğimiz bir şey olabilir. Hayatınız ne kadar yoğunsa, çocuklarınız ritim duygusuna o kadar çok ihtiyaç duyuyorlar ve bundan o kadar çok faydalanacaklar.”

“Ertesi günle ilgili beklentileri ve ruh halini sadece anlattıklarınızla değil, anlatma şeklinizle de belirlersiniz: rahat bir ortamda, göz teması kurarak, telaşsız bir şekilde, rahat bir havada.”

“Nezaket, evde öngörülebilirlik zemini oluşturmanın en basit yollarından biridir. Çalışma programınızı kontrol altına alamazsanız, kafanız ve günleriniz çok dolu olsa bile, nezaket sayesinde bir çeşit öngörülebilirlik oluşturabilirsiniz.”

“Ufak ufak başlayın, yakın durun, diretin ve takip edin. Çocuğunuzun bu işi otomatik olarak ve sorgulamadan yaptığı aşamaya geldiğinden emin olmalısınız. İşte o zaman başarı elde edilmiştir.”

“İronik bir şekilde, aktivitelerin kendisi değil ama öncesindeki anlar veya aktivite yapılmayan anlar, çocuklarımızın gidişatını bize daha iyi gösterir.”

“Zamanımızı ve ilgimizi dağıtan şeylerden – sınırsız medya, aktiviteler gibi- biraz uzak durarak duygusal kapımızı sevdiklerimize açabiliriz.”

“Bir ailede arzu edilen şey, paylaşılan bir ilgi alanına, aktivitelere ya da sohbetlere bağlı olmayan bir  huzur duygusudur.”

“Aranızdaki ilişkiye güvenmek, çocuğunuza her zaman onun yanında olduğunuzu göstermek, ergenlik dönemini ve başka zor zamanları her ikiniz için de kolaylaştırabilir.”

“Yemeği çocuk hazırlamışsa, bunu atması ya da reddetmesi pek olası değildir.”

“Araştırmalara göre, aileler yemeklerini ne kadar birlikte yerlerse, çocukların okulda başarılı olma, meyve ve sebze yeme, kelime haznelerini geliştirme ihtimalleri de o kadar artıyor; sigara ve içki içme, uyuşturucu kullanma, depresyona girme, astımla boğuşma veya yeme bozuklukları geliştirme ihtimalleri de o kadar azalıyor.”

“Yiyeceklerin amacı çocuğunuzu beslemektir, eğlendirmek ya da heyecanlandırmak değil.”

“Ergen yaştaki çocuğunuzun gün boyunca neler yediğini veya yaptığını kontrol edemezsiniz. Ama evde olup bitenler konusunda kararlı ve kesin davranabilirsiniz. Ve unutmayın ki, ritim ve öngörülebilirlik sayesinde, ‘evde olanlar’ zaman içinde doğal gelecektir.”

“Çocuklar daha az bunaldıklarında, hayatları daha öngörülebilir hale gelip daha kontrollü olduğunda, yiyecekler üzerinde kontrol kurma ihtiyaçları da azalır.”

“Evdeki yiyecekleri sadeleştirdiğinizde, küçük çocuğunuza çok çeşitli ve sağlıklı yiyecekleri denemesi ve iyi tercihler yapmayı öğrenmesi için zaman tanımış olursunuz.”

“Çocuğunuzun yeni bir yiyeceği denemesini istiyorsanız, bunu en azından sekiz kez denemesini sağlamalısınız. Genellikle çok çabuk vazgeçiyoruz, mesela çocuğumuz yeşilliklere veya tahıllara burun kıvırınca hemen kestirme yollara yöneliyoruz. Öncelikle çok ufak bir miktarla başlamalısınız: örnek olarak brokoliyi alalım, bunu tereyağı ve tuzla hazırlamalısınız. Bir yiyeceği nasıl hazırlarsanız hazırlayın -tuz miktarını yavaş yavaş azaltarak ve sonra tamamen kaldırarak- en azından yedi kere daha sunmalısınız. Tuz miktarı azaldıkça yiyeceğin tadı ortaya çıkar. Bu süreç çocuğunuzun herhangi bir yiyeceği kabullenmesi için yeterli aşama içerir: Sekiz deneme sonrası hayatı boyunca tüketeceği bir yiyecek haline gelir.”

Burada haftanın her gününü bir yemeğe ayırma önerisi vermiş yazar. Henüz tam uygulayamıyoruz ama şöyle bir liste yaptım ben. Kategoriler ana yemek için, yanında yardımcı yemek ve salata olabilir tabii ki.
Pazartesi – Baklagil günü
Salı – Kırmızı et günü
Çarşamba – Sebze günü
Perşembe – Çöp öğütme günü (hafta ortasında kalan yemekleri yiyoruz:D)
Cuma – Hamur günü
Cumartesi – Beyaz et günü
Pazar – Çöp öğütme/serbest/ dışarıda

Bu düzen değişebiliyor tabii ama önemli olan “bugün sebze günü ama biz pizza yiyeceğiz” diyebilmek.

“Bir bebeğin ya da küçük bir çocuğun gün içindeki uyku saatleri onun için doğal emniyet sübaplarıdır. Çocuk, gün içinde sakin sakin uyumanın çok faydasını görür. 8-9 yaşındaki bir çocuk bile, günün ortasında bir saati, ister dinlenerek ister sessizce oynayarak olsun, sakin geçirmenin faydasını görür.”

“Bir çocuğun meşgul olurken ‘kendini kaybettiği’ herhangi bir aktivite, onun gerilimini azaltır ve gün içinde yaşadıklarını beyninde işleyebilmesi için gereken zihinsel rahatlığı ona sunar.”

“Yatma saati bir ailenin en dokunulmaz ritimlerinden biri olmalıdır.”

“Çok sayıda oyuncak yaratıcılığı nasıl engelliyorsa, çok fazla planlanmış aktivite de çocuğun kendini yönetme, yalnız zaman geçirme ve kendi kendine yetebilme becerisini engeller.”

“Çocukların programlanmamış serbest zamana ihtiyaçları vardır. ‘Hiçbir şey’ yapmamak için amuda kalkmak için, dondurma arabasının yol boyunca dümdüz gitmesini nasıl sağlayabileceğini düşünmek için zamana ihtiyaçları vardır.”

“Çocuklarımızı ‘nadasa bırakmak’ boş zaman ve dinlenmek demektir. Zamanı, öylesine takılarak geçirmek demektir. Dalgın dalgın durmak, boş boş bakmak demektir.”

“Size, çocuğunuzun can sıkıntısına tek ve düz bir tepki vermenizi öneririm: ‘Birazdan yapacak bir şey bulacaksın.’ Çocuklarımızın can sıkıntısını kendi başarısızlığımız gibi görmeye alışmışız. “

“… cuma günü sınıfta bir tiyatro çalışması varsa, o gün kesinlikte aktif gün sayılıyor ve hafta sonunu sakin geçirip bunu iki sakin günle dengeliyordu…Çocuğun aktiviteleri ne kadar dengeli olursa ihtiyaçları o denli iyi karşılanır.”

“(Aşırı aktiviteli günler hakkında) Anne-babalar çocuklarına her şeyi temin etme isteğiyle mi, yoksa onlara rekabet avantajı kazandırmak için mi böyle davranıyorlar? Bu kadar çok aktivite çocukta dış uyarıcılara bağlı olma duygusu, dürtüsellik ve anında ödüllendirilme isteği yaratabilir. Acıdan ve sıkıntıdan kaçmak için dürtüsel eğilimlerin artması ve içsel gelişimin dış uyarıcılarla yer değiştirmesi..”

“Bir çocuğa sıradan olanaklar sağlandığında gerçekten sıra dışı bir yetenek ortaya çıkabilir. Ama ilgi alanları çok fazla zorlandığında, çok hızlandırıldığında ve çok genç yaşta başlatıldığında genellikle tükenir. Sıra dışı olmaya zorlanmak, en sevilen şeylerin ve en büyük tutkuların bile daha başlarken bitmesine neden olur.”

“Eğer çocuğun mutluluğu tiz seslere -sıra dışı olaylara ya da sıra dışı bir yeteneğe- bağlı değilse o zaman gerçek bir armağana sahiptir: sıra dışı bir karakter. Her anın değerini bilerek ve sıradan geçen günlerin basit keyfini sürerek yaşayacaktır. Bundan daha iyi bir şey hayal edebiliyor musunuz?”

“Çocukların spor yapmalarına karşı olmadığımı belirtmek isterim; sadece spora erken yaşta başlanmasına ve çok fazla yapılmasına karşıyım. 10 veya 11 yaş altı çocukların, serbest ve planlanmış oyunlar oynamaya vakit ayıramaz bir halde organize sporlarla meşgul olmaları, gelişimleri için son derece önemli olan çeşitli oyun aşamalarından geçebilmelerini engeller.”

“Serbest oyunda başarılı olmak, oyunun eğlenceli bir şekilde devam etmesi demektir. Problemlerin bazen içten, bazen dıştan çözülmesi gerekir. Sporda ise, problem çözme genellikle haricidir; koçlar, hakemler ya da anne babalar tarafından yönetilir. Çocukların kendi başlarına yönettikleri oyunlar, duygusal zekalarını geliştirir. Organize sporlar sınırları yüzünden, çocukların çok küçük yaşta çok fazla kurala maruz kalmasına neden olur ve oyun oynamanın gelişimsel aşamalarından geçmesini engeller. “

“Özellikle çocuğun ergenlik çağına girerken spora ‘tövbe etmesi’ gerçekten çok üzücüdür, çünkü bu dönemde organize sporlar ona gelişimsel anlamda çok fazla fayda sağlayacaktır. Ergen yaştaki çocuğunuzun yoğun bir şekilde sporla meşgul olmak yerine, ergenlik döneminde ‘popüler’ görülen başka şeylerin peşinden koşmasını mı tercih edersiniz?”

“Bir çocuğun yaşı ne kadar küçükse, boş zamana olan ihtiyacı o kadar fazladır. Bir çocuğun herhangi bir etkinliğe duyduğu sevgi, onu bu etkinliği çok fazla ve çok erken yaşta yapmanın yol açtığı etkilerden korumaya yetmez.”

“Endişelenmek anne babalara özgü bir durumdur, ama ebeveynliği tanımlayan bir duygu olmamalıdır.”

“Gelecekte başarılı olmak ile hayata daha az teknoloji odaklı ve daha fazla insan odaklı başlamak arasında bir ilişki vardır, çelişki değil.”

“Çocuklarımızın günlük hayatlarını sadeleştirmenin en önemli adımlarından biri, evinizdeki ‘ekranları’ azaltmaktır. Televizyon, planlanmış aktivitelerinizi sadeleştirerek elde ettiğiniz serbest zamanı yutar.”

“Bebekler etkileşim halinde olmaya ihtiyaç duyarlar; çevrelerine etki etmek isterler (bir şeylere dokunmak, hissetmek ve hareket ettirmek gibi) ve ‘problem çözmeye’ ihtiyaç duyarlar. (Mesela ceee oyunundaki ‘nereye gitti?’ problemi gibi.) Televizyon, bu üç önemli etkileşim biçiminden hiç birini sağlayamaz.”

“Televizyonun sunduğu aşırı uyarıcılarla kıyaslandığında, gerçek hayat yavaş gelebilir, çocuklar da bu duruma can sıkıntısı ve ilgisizlikle tepki verebilirler.”

“Çocuklar anne babalarının duygularıyla beslenirler.”

“Çocukların, dünyanın iyi bir yer olduğunu ve geleceğin onlara vaatlerde bulunduğunu bilmeye ihtiyaçları vardır.”

“Teknoloji yüzünden mahremiyet ile bağımsızlık, müdahale etmek ile aşırı müdahale etmek arasındaki çizgiler bulanıklaşmıştır.”

“Az konuşun. Çocuklarımızı genellikle sözcüklere boğarız. yaptıkları her şeyle ilgili konuşarak bunların farkında olduğumuzu onlara göstermek isteriz. Oysa ne kadar çok konuşursak o kadar az farkına varabiliriz. Ne kadar çok konuşursanız o kadar az diliyorsunuz demektir.”

“Bazı anne babalar çocukları için açık bir kitap olmak isterler, dürüst olmayı her şeyi anlatmakla eş tutarlar. Ama saygı, biraz mesafeli olmayı gerektirir. Daha az konuşmanın bir yolu da çocukları yetişkinlere özgü konulara dahil etmemektir.”

“Herhangi bir şey söylemeden önce kendinize şu üç soruyu sorun: Doğru mu? Nazik mi? Gerekli mi?”

“9 yaş altı çocuklarla, onların duyguları hakkında çok fazla konuşmayın.”

“Bir çocuk neyi sevdiğini ve ona neyin hitap ettiğini, ancak az şeyi olduğunda öğrenebilir.”

“Çocuğunuzdan istediklerinizi sadeleştirdiğinizde -daha az istekte bulunup ama kendinizi daha net ifade ettiğinizde- bu istekleri daha az üstelemek zorunda kalırsınız.”

Umarım bu cümleler, kitabı okuma isteği yaratır sizlerde.

4 Yorum

  • Reply MİM : En Sevdiğim 15 Kitap – Araflı Şehrazad 4 Kasım 2016 at 8:57 am

    […] Daha Sade Bir Hayat – Kim John Payne & Lisa M. Ross […]

  • Reply Sadeleşme Hareketi Vol.1 – Project 333 – Araflı Şehrazad 5 Ekim 2016 at 11:48 am

    […] Bu kitabı okuduğumdan beri hayatımı nasıl daha sade hale getirebileceğim üstüne kafa yoruyorum. İşten ayrılma kararım, plazadan dünyaya projemiz hep bu beyin fırtınaları ile ilgili. […]

  • Reply Araflı Şehrazad 28 Ocak 2016 at 8:20 am

    Çok teşekkür ederim:)
    Blogunuzu çok beğendim. Burada erişimim yok ama eve gidince takibe alacağım.

  • Reply Ece'nin Hayatı 19 Ocak 2016 at 11:08 am

    Merhaba,
    "Daha sade bir hayat" kitabıyla ilgili araştırma yaptığımda en detaylı bilgiyi yazdıklarınızda buldum. Ve hiç düşünmeden satın aldım, şuan kitabı okuyorum.
    Bakalım bizim hayatımızda ne gibi etkileri olacak.
    Paylaşımınız için teşekkürler…

    http://www.eceninhayati.blogspot.com.tr

  • Yorum Yaz