Tekbaşınalık, çaresizlik, sorumluluk….

17 yaşında, lise sondaydım… Aylarca çalıştım, yeterince çalışmadığıma dair nutuklar dinledim, deneme sınavları sonuçlarına göre kah sevindim kah kahroldum ve aylar sonra ÖSS günü geldi çattı. Sınava girişte kendimi aynen idama gider gibi hissediyordum, bu duygunun  tarifi yoktu, içimden sürekli  aynı cümle mantra gibi geçiyordu: “Şu an sana kimse yardım edemez, kimse yardım edemez, kimse….”

Hayatımda çok daha zor sınavlardan geçtim, zorluklar yaşadım, üzüldüm, korktum ama bir daha hiç bir zaman kendimi bu kadar çaresiz ve yalnız hissetmedim. Mutlaka en kötü ihtimalde birilerinden yardım alabilir durumdaydım. Taa ki….

32 yaşın sıradan günlerinden bir gün filmlerdeki gibi bir başkasının vücudunda uyandım. Aynaya baktığım yüz benim değil gibiydi. Vücudumun çeşitli yerleri ağrıyor, ama bu ağrıyı daha öncesinden hiç hatırlamıyordum. Kafasındaki düşüncelere hakim olan biri hiç bir zaman olmadım ama bu kez iş zıvanadan çıkmıştı. Kalbini kırmamak için benim kendimi keseceğim insanlara rest çekebilen, deli gibi utandığım rahatsızlıklarımdan dolayı hiç utanmadan şikayet edip geleceğimle ilgili taleplerde bulunabilen, tüm dünyaya meydan okuyabilen garip bir mahlukat benmişim gibi ortalarda dolaşır oldu. Bu duygunun da tarifi yok, bu duyguyu da daha önce hiç yaşamamıştım, ilerde yaşar mıyım bilmem…(O mahlukatı çok sevdim bu arada, ondan öğreneceğim çok şey var:))

Daha sonra farkettim ki bende başka değişiklikler de var, şaşmaz aylık takvimim şaşmış durumda (galiba, zira hiç bir zaman bu konuda dikkatli biri olmadım) O zaman aklıma gelen test yapma düşüncesi, eczaneden utana sıkıla alınan test, işyeri tuvaleti, idrara batırılan çubuk, 5 dakika ve……….. Yanyana duran iki mor çizgi! O morların tonunu unutur muyum bir gün acaba? Dünyadaki tüm renklerden ayırdedebilirmişim gibi geliyor da:)

Tam o an hisettiğim duygu ve mantram ise tanıdıktı: “Sana kimse yardım edemez, kimse yardım edemez, kimse…” Evet;  Şems’in destek olacak, annen yanında, baban arkanda, anneyarın yalnız bırakmaz, Şems ailesi de güçlerinin yettiğince pervane… Ama bu duygu öyle dışardan destekle geçecek bir duygu değil. Ne olup bitiyorsa benim vücudum içinde oluyor, onu koruyacak olan benim, yaptığım en ufak bir şeyin onu nasıl etkilediğini bilemem, çok dikkatli olmalıyım.

Diş tedavim bitmemişti? Folik asiti düzenli alıyor muydum, arada atlıyordum bir şey olur mu? Hani hemen olmazdı, bir yıla kadar yolu vardı? Yeterince besleniyor muyum acaba, hiç iştahım da yok? Bırak o yeşil eriği bak orada muzlar sana bakıyor. O kadar da dill hayatta ağzıma muz sürmem, ama elma olur. Yarın da şeftali yiyim hem doktor kalorisi az dedi… Vitaminimi aldım mı? Hafta sonu bir saat sonra alsam olur di mi? Saçmalama, antibiyotik değil ki bu, günde bir alsan yeter..

Karnımın içindeki 5 mm.lik kesenin vücudumu bu kadar altüst etmesi garip değil mi? Eeee kolay mı, bugüne bugün 5 haftalık bir cenin o. (yoksa embriyo muydu? Yok daha sonra embriyo olacak inşallah)  Anlayacağınız kafamın içinde yok yok:)

Doktorun dediğine göre iki hafta sonra Abuzer’in (güzel isim değil mi :P) kalp atışlarını duyacak ve o zaman daha güvende olacakmışız. Allahım ya atmazsa? Ya yaşamazsa? Ya yaşatamazsam? 

Kendimden başka güvenebileceğim kimse yok, ancak sürekli dua halinde geziniyorum işte….

Eh, kendine anne baba olarak bir uçtum akıl ile bir  başöğretmen i seçtiğine göre bir bildiğin olmalı. Ne yapalım, bize de sana hoşgeldin demek düşüyor Abuzer’ciğim… İşte annanen, çok iyi anlaşacaksınız eminim. Benden sana tiyo, şahane köfte yapar, yaşın gelince sakın kaçırma. Yok korkma o bıyıklıdan, deden o senin sert görünür ama dünyanın en güzel kalbine sahiptir. Bak onlar da babannen ve deden, hiç bir şey olmasa babannenin duaları korur seni, deden de çok eğlenceli adamdır, sen de çok güleceksin onunla. Ha onlar  mı? Dayıların. Daltonlar gibiler değil mi? Aaa bak amcan ve yengen de geldiler! Büyük annane, büyük dede, büyük babanne, büyük teyze, büyük abi(:D)  hepsi seni görmeye geliyorlar… Eeee bizim gibi bir çiftten ne çıkacağını merak etmemek mümkün mü?

35 hafta sonra müsaitiz, bekliyoruz….

Yorum Yok

Yorum Yaz