1948? 1984?? 2010???

Üç kutba ayrılmış ülkem. Kemalistler,  Dinciler ve Kürt millyetçileri. Mutlaka ikisi birbirine daha yakın oluyor(stratejik müttefik hesaabı), üçüncüsü “açık ve yakın tehlike” sıfatı ile onurlandırılıyor. ve bu sıfatlandırma ezelden ebede varmış farzediliyor. Bu üçlü arasındaki savaş ta hiç biteceğe benzemiyor.

Kullandığımız kelime sayısı giderek azalıyor. Giderek daha çok hissettiklerimize uygun kelime bulamaz hale geliyoruz. Bu sayede de giderek daha sığ düşünüyoruz. Tıpkı 256 renk görüntü ile 16 bit görüntü arasındaki farkın ayrıntıları öldürmesi, görüntüleri sığlaştırması gibi..

Giderek daha çok izleniyoruz. Eriştiğimiz bilgiler giderek daha dolaylı oluyor. Tüm arşivler elimizin altında ama hepsi dijital ortamda. Yani ne zaman, kim tarafından değiştirildiğini bilebilmemiz mümkün değil. İlerde arkeolojik kazılar yapılsa çağımızla ilgili neler bulunabilecek acaba? (Gündüz Vassaf sen çok yaşa) Bir gün bir yerde karşımıza çıkan belge, aynı yerde başka gün tam tersini kanıtlar halde çıkabiliyor. Birileri uygun olmayan içerikteki bilgileri bulup bunları dijital kazanlara atıyorlar.

Bu aralar neden sık sık aklıma Corç Orvel üstadın başyapıtı 1984 geliyor ki? Ne alakası var?

Peeeeehh:))

Yorum Yok

Yorum Yaz