TÜM ÇOCUKLAR oyunla öğrenir Vol.3 – “Pedagocik” oyunlar 2

Bu konuda daha once bu ve de bu yazıları yazmıştım. Şimdi de son zamanlarda keyifle oynadığımız ve -benim naçiz görüşüme göre- faydalı olan oyunları derlemek istiyorum.

Bu oyunlarda araç-gereç ihtiyacı yok. Safi iletişim. Maksat zaman geçsin, ama geçerken de hem eğlenelim, hem öğrenelim

1 – Kırmızı ışık, yeşil ışık

En az iki kişiyle oynuyoruz ama 3-4 çocuk varsa çok eğlenceli oluyor. Aslında bilindik bir oyun. Bir ebe var (tabii ki çabuk yorulup oturmayı seven bir yetişkin). Ebe,  “yeşil ışık” deyince serbest hareket, “kırmızı ışık” deyince de hareketsiz durma. Şaşıran yanıyor, en geç yanan da oyunu “kazanmış” oluyor. (Çocukları yarıştırmak ve birbirleriyle kıyaslamak çok hoşuma giden ve doğru bulunan bir şey değil, ama minikler “tatlı” rekabeti seviyorlar ve abartmadan yapılan “aferin, sen kazandın” tezahüratını centilmence alkışlıyorlar. Centilmenlik de önemli sonuçta.) 

Oyunu aşama aşama zorlaştırıyoruz. Işık sayısı artıyor ve “yeşil ışıkta elleri salla, sarı ışıkla dans et, turuncu ışıkla nanik yap, kızmızı ışıkta hareketsiz dur” gibi hareketlerle ilişkilendiriliyor.

2 – Hayvan yürüyüşleri

Bu oyun bizim sabah servis bekleme rutinimize girdi, hemen her gün oynuyoruz. Hayvanlar benim mahdumun ilk aşkı, malum. Her hayvanın bir yürüyüş şekli var: tavşan zıplar, penguen paytak paytak adım atar, flamingo durur, martı uçar vs. Birimiz bunları kafasına göre sıralıyor, diğeri de taklit ediyor.

Tavşan, tavşan, flamingo, kaplumbağa, penguen

Tabii ki hayvan sayısı artıyor. Burada hızlı düşünme yok. Yarış da yok. Amaç vakit geçirmek, değişik hayvan-yürüyüş şekli ikilileri yaratmak. Bir de -sanırım- hafıza arttırır bu oyun.

3 – Ne diyorum?

Seslere, harflere ilgisi başladı bizimkinin bir süredir. Zevce göre bunu değerlendirmeli, okumayı öğretmeye başlamalıyız. Bana göre de önünden kitapları almıyoruz ya, öğrenecek çocuk her türlü öğrenir, rahat bırakalım mahdumu, yazıktır. (Geeel, geeel, ebeveynlikte Fransız ekolü – Amerikan ekolü çatışmasına geeeel!)

Ama oyunların içine sesleri sokma bence bu öğrenme hevesine yardımcı olur. Hem de koca sözü dinlemiş olurum. O yüzden –sosyal medya dilinden aldığım ilhamla– şöyle bir oyun uydurdum.

S – Ben ne diyorum? “Bon koromo çok sovoyorom”
K – “Ben Kelemi çok seviyolum”
K – Ben ne diyorum? “Kirinci” (Duygusuz, odun erkek n’olcak)
S – “Karınca” !

Kelimelerin bu halleri çok komik geliyor, bir de sesleri çalışmış oluyoruz. Bu oyun üzerine çeşitlemeler gelecek.

4 – Değiştir

Mehmet Ali Erbil’in bu yarışmasını hatırlıyor musunuz? Bir şarkı söylemeye başlardınız hani, şarkının bir yerinde “değiştir” derdi ve hemen başka bir şarkıya geçmen gerekirdi. En çok şarkı söyleyen kazanırdı.

Bu oyunda şartları eşitlemek için “çocuk şarkıları” kuralı koyduk. Zaten pek yetişkin şarkısı bilmiyor benimki, kendime koymuş oldum kuralı yani

***

Umarım faydası olur, ben de öneri almak isterim.

Sevgiler

2 Yorum

  • Reply Deryaninsporgunlugu 24 Mayıs 2016 at 5:27 pm

    Çok severiz biz de bu uydurmaca oyunlari. Ben de hem çocuklarla oynadigim hem anaokulu ögretmeniyken çok sevilen bir oyun önereyim. Seninkinin yasina uyabilir. Bir esya seciyorsun diyelim ki yesil lamba ve diyorsun ki ‘senin görmedigin bir sey görüyorum bu da yesil’ digeri de odadaki yesil objeyi tahmin etmeye çalisiyor.

    • Reply Araflı Şehrazad 24 Mayıs 2016 at 8:00 pm

      Süpermiş:) Tam bize göre gerçekten, yarın oynarız.

    Yorum Yaz